Öteden beridir süregelen milli takım oluşturma anlayışı görülen o ki,ister yerli teknik adamla isterse de yabancı teknik adamla çalışılsın değişmiyor.Temel prensip,futbolumuzu sarıp sarmalayan 3 büyükler hegemonyasına sonuna kadar sahip çıkmak..Futbolumuzun,ülkemizin en büyük kenti olan İstanbul hegemonyasında kalarak alternatif seçenekler çıkaramamış olması,aslında var olan doğal potansiyelini de yansıtamamasına neden olmakta ve bayrağımızı taşıyan milli takım olgusunun da yeteri kadar benimsenememesine de neden olmaktadır.Tüm takımların birleşmesinin en üst basamağı olması gereken milli takım,3 büyük kulübümüzün oyuncularını kolayca forma şansı bulma anlayışına karşın diğer kulüplerimizin oyuncularının çok dikkat çekici performans gösterme olgusu olmadan forma hakkı elde edemediği gerçeğini de beraberinde getirmektedir.Bu anlayış milli takımların alt yapılarında da dikkat çekmektedir.Tabandan başlayan anlayış yurt dışı da dahil olmak üzere gerçek potansiyelimizi kullanamamamıza neden olmakta,daha üst ve sürekli başarılara da engel oluşturmaktadır.Tüm yurdumuzu ve yurt dışındaki yurttaşlarımızı da kapsayan en düzeydeki planlı ve araştırmacı yaklaşım,çağdaş futbol eğitimiyle Avrupa ve Dünya Şampiyonaları'nda daha kalıcı boy göstermemize ve futbolda söz sahibi bir ülke olmamıza neden olacaktır.
Milli takım yetkililerinin de çalışmalarında planlı hareket etmeleri,seçicilik konusunda hassas davranmaları çok önemlidir.Son oynadığımız Kazakistan ve Avusturya maçları dünyaca ünlü teknik adam Hiddink ve yardımcılarının aslında her şeyi hesaplayarak hareket etmediklerini de ortaya koymaktadır.Milli takıma alınan oyuncuların sezon içinde kendi takımlarındaki antrenman ve maç performanslarını göz önüne almadan kadro oluşturdukları ve bu nedenle de haklı eleştiri aldıkları bir gerçektir.Kariyerinin son 4 yılında oynadığı maç sayısı,milli takımlarda oynadığı maç sayısının altında olan Gökhan Zan milli takıma abone olurken,aynı bölgede oynayan ve kendi takımının yaptığı tüm maçlarda forma giyme istikrarını yakalayan ve yüksek performans sergileyen İbrahim Toraman'ın kadroya alınmaması dikkat çekici bir durumdur.
Cuma ve salı günleri oynanan Kazakistan ve Avusturya maçlarının kadrosu her türlü olasılık göz önüne alınarak mı oluşturulmuştur,yoksa kadro günü kurtarmak adına plansız bir şekilde mi oluşturulmuştur?Cuma günü oynanan Kazakistan maçında Emre Belözoğlu'nun sakatlanmasının ve Selçuk İnan'ın kırmızı kart görmesinin ardından kadrodan çıkarılmaları sonucu kadroya Yekta Kurtuluş dahil edilmiştir.Bu seçimin ne kadar doğru olduğu tartışılırken milli takım yetkilileri,bu çok önemli maçlar öncesinde kadroyu oluştururken kadroya almayı düşünemedikleri oyuncunun değerini bir anda keşfetmiş olacaklar ki,kadroya sonradan katılmasına karşın 3 günlük performansı ile ilk 11'de sahaya sürmüşlerdir.Aslında bu olay milli takım oluşturma olgusunun ne kadar 3 büyüklerin hegemonyasında olduğunu ve son derece plansız,günü geçiştirmek adına kadrolar yapıldığını göstermekte ve bu da kamuoyu vicdanını yaralamaktadır.
Dileğimiz ve beklentimiz..Tepeden tırnağa bizi başarılara götürecek anlayışın ve çalışmanın milli takımlarda oluşturulmasıdır.80 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden milli takım oluşturmak ve ön yargısız davranmak bunun birinci kuralıdır.Çünkü..bu takımın adı Türkiye Milli Takımı'dır ve onu seçenler de Türkiye Milli Takımı'nın çalıştırıcılarıdır.







