
Henüz 13 yaşındayken isim yanlışlığı nedeni ile Haydarpaşa Meslek Lisesi'ne gidememenin verdiği üzüntü ve özlemle elektronik cihazlarla uğraşmaya başlayan ve daha o yaşlarda o günün şartları ile kısa bir zamanda elektroniği meslek haline getiren GEMAK Asansör'ün sahibi Muzaffer Keleş, tesadüfen girdiği asansör sektöründe lider olmayı başardı.
GEMAK Asansör' ün sahibi (Kendi tabiri ile emanetçisi) Muzaffer Keleş, elektronik üzerine çalışırken; bir tren seyahatinde tesadüfen tanıştığı kişinin talebi üzerine asansör sektörüne girerek uzun yıllar asansör işinin birçok alanında tecrübe kazandı.
Usta olarak başlayıp 160 kişinin çalıştığı bir fabrikada dört yıl fabrika müdürü olarak sonuçlanan maaşlı çalışma hayatında, yeterli tecrübeyi kazandıktan sonra Gebze'de 1992 yılında firmasını kurarak Gebze'de lider; ülke bazında ise saygın firmalardan biri haline geldi.
Bugün ülkenin neresine giderseniz gidin asansör ile ilgili işi olan insanların çoğunluğu GEMAK markasını tanır ve bilir. Muzaffer Keleş'in tanımı ile “bu bizim değil Gebzeliyim diyen her kesimin markasıdır” artık. Gebze'de ve ülkenin tamamında birçok ev, iş merkezi ve sanayide adına rastladığımız Gemak Asansör, sektöründe öncü bir firma olarak dikkat çekiyor.
MUZAFFER KELEŞ KİMDİR?
1963 Erzurum doğumluyum. Evli ve 4 çocuk babasıyım. 1969 yılının kış ayında kara trene binip Haydarpaşa'da indik. İstanbul Maltepe/Cevizli ye yerleştik. Daha sonra babam Gebze İstasyon Mahallesi'nde bağ bahçe aldı ve buraya ev yaptı. 1973 yılında Gebze'ye yerleştik. 1975 yılında tekrar İstanbul'a Suadiye'ye taşındık. Uzun yıllar orada kaldık ama babamın işleri bozulunca tekrar Gebze'ye döndüler. Ben de 1992 yılında İstanbul Fenerbahçe'de iş kurma hazırlıkları yaparken babamın yakın bir dostunun tavsiyesi ile Gebze'de iş kurmaya karar verdim.
TESADÜFEN ASANSÖR İŞİNE GİRDİM
Asansör işine girmeden önce elektronik cihazlar üzerine çalışıyordum. Bir gün tren yolculuğu yaparken tesadüf bir teklif aldım. Asansör üreten bir firmanın yetkilisi arkadaşım ile sohbetimize kulak misafiri olunca bize iş teklifinde bulundu. Ben de kabul ettim. O tarihlerde bizim işimiz sektör olarak çok az bilinen ve az talep olan bir sektördü. Sektörün her kademesini belli kişiler yapıyordu. Asansör kumanda panosu üretimi konusunda ise Türkiye genelinde bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar kişi vardı. Bu işi yapanlarda rakip olmasın diye pek kimseyi yetiştirme taraftarı değildiler. Ancak benim çalıştığım firma bu kişi ile özel pazarlık yaparak bu işi öğrenmeme sebep olmuşlardı. Ancak yine de birçok ıstırap ve sıkıntılı günlerim oldu. Çünkü ne olursa olsun kendi yanında çalıştırdığı yeğenine dahi bu işi öğretmeyen birinden bu işi öğrenmek kolay değildi. Daha sonra bu işi yapmaya başladık. İşverenim ben işlere başlayınca normal periyodunda ihtiyacı olan miktar kadar benden ürün talep ediyordu. Ancak benden ayda 10 tane isteyen işverenime 40 pano yapmaya başlayınca işyerim de ihtiyacından fazlasını satarak bu işin ticaretini yapmaya ve para kazanmaya başladı. Benim de bu başarımı ek prim vererek daha da iştahlandırdı. Gece gündüz çalışıyordum. Kimse asansör sektöründe adam yetiştiremezken ben çektiğim sıkıntılı günleri düşünerek yirmi den fazla adam yetiştirdim.
Askere gidip geldikten sonra fabrikayı taşıyacaklarını söyleyerek bana genç yaşımda fabrika müdürlüğü teklifi ettiler. İMES‘te 4 yıl fabrika müdürü olarak görev yaptım. Görev yaptığım dönemde işletme içinde o günün şartları ile firmada çok ciddi bir kurumsal alt yapı oluşturduktan sonra işverenimle karşılıklı konuşarak ve anlaşarak 1992 yılında ayrıldım Gebze'ye geldim.”
GEBZE'DE SIFIRDAN BAŞLADIM
Gebze'de her şeye sıfırdan başladığını belirten Muzaffer Keleş, “1992 yılında Gebze'ye gelerek Gebze Makine'yi (GEMAK) kurdum. Gebze'ye geldiğimde hiçbir şeyim yoktu, sıfırdım. Dükkanı açtığımda gelen misafirlerin çay parasını akşam nasıl ödeyeceğimi hesaplıyordum. Daha sonra baktık ki Gebze gelişmeye müsait ve önü açık. Şimdi iyi ki Gebze'ye gelmişim diyorum. Gebze'de ilk zamanlar asansör işi yapıyorum demeye çekiniyordum. İnsanlar bana garip garip bakıyordu. Çünkü birçok kişi İstanbul'dan gelip Gebze'yi dolandırmış. Ama Gebzeliler bizi tanıdıkça sevmeye başladı.
GEMAK hakkında da bilgiler veren Muzaffer Keleş, “GEMAK, konut, ticari merkez, sanayi yapıları, eğitim ve sağlık kurumlarının asansör ve yürüyen merdiven sistemlerini montaj yolu ile üreterek satış sonrası hizmetlerini gerçekleştirmektedir. Ayrıca servis bakım, revizyon ve danışmanlık hizmeti de veriyoruz. GEMAK olarak şu anda yıllık kapasitemiz 200 asansör üretmeye müsait ama biz bunu çok fazla zorlamıyoruz. Yılda ortalama 90–100 asansör üretiyoruz. Sadece para kazanmayı amaçlasak 200 asansör de üretiriz çok daha fazlasını da. Ama biz kaliteyi bozmadan müşteri memnuniyetini ön planda tutuyoruz. Her şeyinde para ile sınırlı olmadığını düşünüyoruz.. Ağırlıklı olarak konut, ticari merkez, sanayi yapıları, eğitim ve sağlık kurumlarının ihtiyaçları için çalışıyoruz. Sanayinin ihtiyacı olan kapasiteli asansörlerde ve prestij gerektiren asansörlerde ciddi deneyim kazandık. Sanayi bölgesinde olmak bize çok avantaj sağladı.” diyor.
HER ŞEYDEN ÖNCE GÜVENLİK
GEMAK Asansör ‘ün güvenliği birinci planda tuttuğunu da kaydeden Muzaffer Keleş, şöyle devam ediyor: “Yıllar içinde insanların karakteri nasıl oturuyorsa firmaların da aynı şekilde karakteri oturuyor. Biz de bugüne kadar rüştümüzü ispatladık. 20 yıldır sektörün içindeyiz. Bizim sektörümüz güvenlik unsuru hat safhada olan bir iştir. Başından sonuna kadar her aşamada imalatından kullanıma sunulmasına kadar güvenlik ön planda olmak zorundadır. Güvenlik anlamında uluslararası seviyede tecrübemiz ve uluslararası birçok firmadan takdir beratlarımız var. İnsanlar bize güvenir bizim farkımız bu. GEMAK’ta iş anlamında da ticari anlamda da güven ön plandadır. Biz 20 yıldır bu işi yapıyoruz. Artık insanlar bizi tanıyor. Biz şantiye dolaşıp iş aramıyoruz. Bugüne kadar hep tercih edilen firma olduk. Başarıyı da böyle yakaladık.”
PARAYI HERKES KAZANIR AMA HERKES HARCAYAMAZ
“Kendinizi özetle nasıl anlatırsınız?” ssorusuna “Çalışmak = Yaşamak, benim sloganım budur” cevabını veren Muzaffer Keleş, “Farklı olmak için hayatta bir şey yapmadım. Yakın çevreme ve dostlarıma güvendim ve sevdim. Kısacası normal olan neyse onu yaptım. Abartılı şeyleri sevmiyorum. Hayatta hep sadeliği sevdim. İyi şekilde yaşamayı severim bunu başarmak için çok çalışırım, bunu iyi de yaparım. Yaşamayı çok severim. Tabi ki ticaretle uğraşıyorsunuz helali ile para kazanmaya çalışıyorsunuz burada da her ne olursa olsun dikkat ettiğim tek düsturum kul hakkıdır. Kazandıklarımızı harcarken de dikkatli davranmaya çalışırız. Sizin de bildiğiniz gibi parayı herkes kazanabilir ama parayı herkes harcayamaz. Parayı harcamak kültür işidir, zemin ister. O iş ayrı bir olgunluktur. Çalışmak = yaşamak... Benim sloganım budur.” şeklinde konuştu.




