Fakir Yılmaz
Köşe Yazarı
Fakir Yılmaz
 

ONCA CİDDİ İDDİALAR VARKEN..

Kim olduğu, elindeki belge bilginin ne olduğu ve ' böyle birinin ya da birileri gerçekten var mı yok mu?' diye merak edilen kimliği gizli şahıs yani “gizli tanığın” ihbar ve şikâyeti üzerine hakkınızda soruşturma başlatılmıştır” şeklinde bir söylemle kapınıza dayanılan günleri yaşıyoruz.  Ve bu gerçeklerin ülkede birçok soruşturmanın hatta en son 'kovun' denen 10 elçinin 'Bırakılmalılar' dediği Kavala ve Demirtaş gibi insanların yıllar süren tutuklanmalarına neden olan adaletin varlığının sorgulandığı ülkede, başta biz gazeteciler olmak üzere hemen her gün hatta sanal ortam aracılığı ile saniye başı alenen açıkça ciddi iddia ve belgeleriyle ileri sürülen birçok iddianın havada kaldığı da diğer bir gerçek. Yasa gereği kendisinin takip etmesi gereken birçok konuyu, olayı, iddiayı koltuğundan kalkmadan asıl işi halkın güvenliğini sağlamak olan polise yaptıran savcılarımızın, ortaya atılan her iddiayı iyneden ipliğe tararcasına takip edip, ortaya atılan iddiaların suç oluşturup, oluşturmadığını araştırması beklenen ve bu iddialar hakkında gerekli soruşturma ve kovuşturmayı başlatıp, hâkim kararına kadar soruşturmaya ya da kovuşturmaya sebep olanın özgürlüğünü kısıtlamadan iddiasını mahkemeye sunanlar olarak da bilinmekte.. Ya da adaleti arayan biz saflar öyle sanıyoruz… Örnek; iktidara yakın bakan ve bürokratlar hakkında ortaya attığı ve atsan atılmaz, yesen yenmez ciddi iddialar olan hatta bu iddialara muhatap olanların bile sağından solundan o iddiaları kabul edip, adeta 'Vallahi doğrudur..' şekline soktuğu iddiaları ortaya atanın bir mafya lideri yani Peker veya sade bir vatandaş ve bunları yazan sözlü sesli görüntülü gündeme taşıyan gazetecinin dediklerini değil de kendi ya da yakın olduğu siyasi düşünce bakışına, fikrine bakarak keyfe göre soruşturmalar açan, hatta tutuklamalar yapanlar değil mi Adaleti aratan.. Ve polisi sabahın ya da gecenin yarısı saatlerde kapınıza dayandıran gizli tanık iddialarını veya gördüğüm bir haberi, yorumu kendi dünya görüşüne beyninin düşüncesine aykırı olduğunu yorumlayıp soruşturma başlatan savcılar niye muhbir, muhabir yani modern adıyla gazetelerin, medyanın gündeme taşıdığı onca iddialar hakkında soruşturmalar başlatmazlar anlamış değilim. Başlatmazlar demeyeyim de, çoğunlukta hele hele ortaya atılan iddialar iktidarda bulunanlar hakkında ise görmezden gelindiği ya da sümen altı edildiği ülkede birçok iddia, suçlamanın havada kalıp adalet terazisine konulmadığı da diğer bir iddiadır.  Bunun en bariz örneği de “karanlık güçlerden aylık 10 bin doları aldığını biliyorum “ diyen İçişleri Bakanının bu iddiası muhalefetin “128 milyar dolar nerede?” gibi onca hatta yüzlerce binlerce iddialar hakkında hiçbir soruşturma açılmamasıdır. Peki ya bunlar olurken pencereden bakıldığında görülecek olan yolun ortasına yapıldığı iddia edilen bina, 'annemi babam öldürdü?' diyen Çıldır'lı küçük kızın göz yaşlarıyla ortaya attığı ve bizim bir ay önce yazdığımız kadının ölümü, cebe girmeyecek büyüklükteki hayvanların çalınmasını önleyemeyenleri, onca iddia ve suçlamanın yapıldığı üniversiteye aylık 23 bin lira araç kiralandığı iddiaları, çamların tek tek değil topluca devrilmesi; Ya da kendisi başkan, karısı da kurduğu kooperatifin başkanı, bir değil onca maaş alıp almadığı sorgulananları, emekleri ile çalıştıkları tekstil atölyesinde para alamadıklarını ileri süren kadınların şikayetleri, turistik bölge, arsa, arazi denen kentin can damarı Kura'nın yanındaki arsanın, yeşil alanın kaşla göz arasında imar değişikliğine uğratılıp, yapılan gizli menfaatli görüşmeler ardından betona çevrilmesi, soba ve kaloriferlerin yanmadığını öne süren öğrencilerin haberleri gibi haberleri kimler inceleyecek?  Ve bunca iddiaları araştırıp, devlet ve ülke lehine, aleyhine olup olmadığını, insan haklarına, hak, hukuka, etik duruma, ülke ve toplum hayrına mı diyerek araştırıp, gerektiğinde soruşturmaların açılmasını kimler başlatacak? Tabi ki Adaletin, hak, hukuk terazisini eşit tutması gereken savcılarımız ve savcıların bu iddialarına karar verecek hakimlerimiz... Bilmem ama benim ve tüm gazetecilerin, muhabirlerin ya da sade bir vatandaşın ortaya attığı her biri ciddi iddialar olan yazdığı, görüntülediği, söylediği iddiaların haberleştiğini görmeyip, bir gerçek olan yorumumuzu, hem de pazar günü ifadeye çağrılmamız gibi soruşturmalar başlatılan bir durum yaşanır ülkemde ve kentimde...
Ekleme Tarihi: 27 Ekim 2021 - Çarşamba

ONCA CİDDİ İDDİALAR VARKEN..

Kim olduğu, elindeki belge bilginin ne olduğu ve ' böyle birinin ya da birileri gerçekten var mı yok mu?' diye merak edilen kimliği gizli şahıs yani “gizli tanığın” ihbar ve şikâyeti üzerine hakkınızda soruşturma başlatılmıştır” şeklinde bir söylemle kapınıza dayanılan günleri yaşıyoruz. 

Ve bu gerçeklerin ülkede birçok soruşturmanın hatta en son 'kovun' denen 10 elçinin 'Bırakılmalılar' dediği Kavala ve Demirtaş gibi insanların yıllar süren tutuklanmalarına neden olan adaletin varlığının sorgulandığı ülkede, başta biz gazeteciler olmak üzere hemen her gün hatta sanal ortam aracılığı ile saniye başı alenen açıkça ciddi iddia ve belgeleriyle ileri sürülen birçok iddianın havada kaldığı da diğer bir gerçek.
Yasa gereği kendisinin takip etmesi gereken birçok konuyu, olayı, iddiayı koltuğundan kalkmadan asıl işi halkın güvenliğini sağlamak olan polise yaptıran savcılarımızın, ortaya atılan her iddiayı iyneden ipliğe tararcasına takip edip, ortaya atılan iddiaların suç oluşturup, oluşturmadığını araştırması beklenen ve bu iddialar hakkında gerekli soruşturma ve kovuşturmayı başlatıp, hâkim kararına kadar soruşturmaya ya da kovuşturmaya sebep olanın özgürlüğünü kısıtlamadan iddiasını mahkemeye sunanlar olarak da bilinmekte..
Ya da adaleti arayan biz saflar öyle sanıyoruz…
Örnek; iktidara yakın bakan ve bürokratlar hakkında ortaya attığı ve atsan atılmaz, yesen yenmez ciddi iddialar olan hatta bu iddialara muhatap olanların bile sağından solundan o iddiaları kabul edip, adeta 'Vallahi doğrudur..' şekline soktuğu iddiaları ortaya atanın bir mafya lideri yani Peker veya sade bir vatandaş ve bunları yazan sözlü sesli görüntülü gündeme taşıyan gazetecinin dediklerini değil de kendi ya da yakın olduğu siyasi düşünce bakışına, fikrine bakarak keyfe göre soruşturmalar açan, hatta tutuklamalar yapanlar değil mi Adaleti aratan..
Ve polisi sabahın ya da gecenin yarısı saatlerde kapınıza dayandıran gizli tanık iddialarını veya gördüğüm bir haberi, yorumu kendi dünya görüşüne beyninin düşüncesine aykırı olduğunu yorumlayıp soruşturma başlatan savcılar niye muhbir, muhabir yani modern adıyla gazetelerin, medyanın gündeme taşıdığı onca iddialar hakkında soruşturmalar başlatmazlar anlamış değilim.
Başlatmazlar demeyeyim de, çoğunlukta hele hele ortaya atılan iddialar iktidarda bulunanlar hakkında ise görmezden gelindiği ya da sümen altı edildiği ülkede birçok iddia, suçlamanın havada kalıp adalet terazisine konulmadığı da diğer bir iddiadır. 
Bunun en bariz örneği de “karanlık güçlerden aylık 10 bin doları aldığını biliyorum “ diyen İçişleri Bakanının bu iddiası muhalefetin “128 milyar dolar nerede?” gibi onca hatta yüzlerce binlerce iddialar hakkında hiçbir soruşturma açılmamasıdır.
Peki ya bunlar olurken pencereden bakıldığında görülecek olan yolun ortasına yapıldığı iddia edilen bina, 'annemi babam öldürdü?' diyen Çıldır'lı küçük kızın göz yaşlarıyla ortaya attığı ve bizim bir ay önce yazdığımız kadının ölümü, cebe girmeyecek büyüklükteki hayvanların çalınmasını önleyemeyenleri, onca iddia ve suçlamanın yapıldığı üniversiteye aylık 23 bin lira araç kiralandığı iddiaları, çamların tek tek değil topluca devrilmesi;
Ya da kendisi başkan, karısı da kurduğu kooperatifin başkanı, bir değil onca maaş alıp almadığı sorgulananları, emekleri ile çalıştıkları tekstil atölyesinde para alamadıklarını ileri süren kadınların şikayetleri, turistik bölge, arsa, arazi denen kentin can damarı Kura'nın yanındaki arsanın, yeşil alanın kaşla göz arasında imar değişikliğine uğratılıp, yapılan gizli menfaatli görüşmeler ardından betona çevrilmesi, soba ve kaloriferlerin yanmadığını öne süren öğrencilerin haberleri gibi haberleri kimler inceleyecek?
 Ve bunca iddiaları araştırıp, devlet ve ülke lehine, aleyhine olup olmadığını, insan haklarına, hak, hukuka, etik duruma, ülke ve toplum hayrına mı diyerek araştırıp, gerektiğinde soruşturmaların açılmasını kimler başlatacak?
Tabi ki Adaletin, hak, hukuk terazisini eşit tutması gereken savcılarımız ve savcıların bu iddialarına karar verecek hakimlerimiz...
Bilmem ama benim ve tüm gazetecilerin, muhabirlerin ya da sade bir vatandaşın ortaya attığı her biri ciddi iddialar olan yazdığı, görüntülediği, söylediği iddiaların haberleştiğini görmeyip, bir gerçek olan yorumumuzu, hem de pazar günü ifadeye çağrılmamız gibi soruşturmalar başlatılan bir durum yaşanır ülkemde ve kentimde...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve hedefgazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.