GAİA
Köşe Yazarı
GAİA
 

NE KADAR HAZIRIZ?

Bilindiği üzere Türkiye  jeolojik yapısı gereği  potansiyel bir deprem ülkesi, bunun en acı örneğini 17 Ağustos günü tüm Marmara Bölgesi'nde ve Ankara'dan İzmir'e kadar uzanan  7,4 şiddetindeki deprem ile yaşadı.   Bu depremle birlikte  akıllarda  birçok soruda oluştu. Ülke olarak afet bilincimiz ne kadar var, yapılarımız  ne kadar deprem riski odaklı, iletişim, ulaşım ve  ilk müdahale  altyapısı  ne durumda  vb.  birçok cevapsız soruda  yer etti.Ayrıca yeni deprem haritasına göre Türkiye yüzölçümünün yüzde 18'i 1'inci derece deprem tehlikesi altında. Türkiye nüfusunun yüzde 27'si ise bu bölgede yaşıyor. Tüm bunlara rağmen hala deprem ve afet  anlayışımız oluşmuş değil.Hayatımız depreme ayak uydurmak yerine anlık anlayışını  devam ettirmektedir. Mesela Japonya'nın  volkanik bir ada olması onu hem deprem üzerinden hem de tsunami üzerinden  büyük bir afet riski taşımaktadır. Bu yüzden bu jeolojik durumun ciddiyetini kavrayıp deneyimi, avantajı ve dezavantajı  kullanarak   geliştirdikleri alt yapı ve afet yönetimi sayesinde  9,0 şiddetindeki depremden  dahi herhangi bir kayıp olmadan atlatmaktadır.  Böyle bir örnek sahibiyken bizim afetlere bakış açımız ne kadar doğru yada afetleri inançla bağdaştırmak ne kadar mantıklı? 
Ekleme Tarihi: 25 Eylül 2021 - Cumartesi

NE KADAR HAZIRIZ?

Bilindiği üzere Türkiye  jeolojik yapısı gereği  potansiyel bir deprem ülkesi, bunun en acı örneğini 17 Ağustos günü tüm Marmara Bölgesi'nde ve Ankara'dan İzmir'e kadar uzanan  7,4 şiddetindeki deprem ile yaşadı.  
Bu depremle birlikte  akıllarda  birçok soruda oluştu. Ülke olarak afet bilincimiz ne kadar var, yapılarımız  ne kadar deprem riski odaklı, iletişim, ulaşım ve  ilk müdahale  altyapısı  ne durumda  vb.  birçok cevapsız soruda  yer etti.Ayrıca yeni deprem haritasına göre Türkiye yüzölçümünün yüzde 18'i 1'inci derece deprem tehlikesi altında. Türkiye nüfusunun yüzde 27'si ise bu bölgede yaşıyor.
Tüm bunlara rağmen hala deprem ve afet  anlayışımız oluşmuş değil.Hayatımız depreme ayak uydurmak yerine anlık anlayışını  devam ettirmektedir. Mesela Japonya'nın  volkanik bir ada olması onu hem deprem üzerinden hem de tsunami üzerinden  büyük bir afet riski taşımaktadır. Bu yüzden bu jeolojik durumun ciddiyetini kavrayıp deneyimi, avantajı ve dezavantajı  kullanarak   geliştirdikleri alt yapı ve afet yönetimi sayesinde  9,0 şiddetindeki depremden  dahi herhangi bir kayıp olmadan atlatmaktadır. 
Böyle bir örnek sahibiyken bizim afetlere bakış açımız ne kadar doğru yada afetleri inançla bağdaştırmak ne kadar mantıklı? 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve hedefgazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.