AS UFUK OTO KİRALAMA

BERABERLİĞİN FATURASI ONA KESİLDİ!

Spor 23.10.2015 - 10:46, Güncelleme: 26.12.2020 - 11:31
 

BERABERLİĞİN FATURASI ONA KESİLDİ!

"FUTBOL UKALALIĞI YÜZÜNDEN..."

Usta yazarlar Lokomotiv Moskova-Beşiktaş maçını yorumladı UEFA Avrupa Ligi H Grubu üçüncü hafta maçında Beşiktaş, deplasmanda Rusya'nın Lokomotiv Moskova ekibiyle 1-1 berabere kaldı. İşte yazarların maçla ilgili yorumları... FATİH DOĞAN: Şenol Güneş Moskova'yı ısıttı! Şenol Güneş, Moskova'da şimdiye kadarki en ofansif 11'ini sahaya sürdü. Bu kadro sahaya galibiyet için çıktığının en açık göstergesiydi. İlk yarı her iki takım oyunu orta sahaya sıkıştırdı. O kadar kontrollü ve dikkatliydiler ki birbirlerinin hatasını beklediler. Top çevirmeyi ve birbirlerinin üzerine yüklenmeden golü ikinci yarıya havale etmeyi tercih ettiler. İkinci yarıda ilk hamle Beşiktaş'tan geldi.  Gökhan Töre maçın kader anını hızı, yeteneğiyle kendi çizdi, beceriksiz vuruşuyla yine kendi bitirdi! Niasse ile Beşiktaş'ın kalesini yoklayan Lokomotiv aradığı açığı ve hatayı 55'te buldu. Taç atışında Beck topu dibindeki Sosa'ya veriyor. Baştan aşağı özgüven eksikliği.. Sosa'nın aklı faulde kalmış topu artistik bir hamle sonucu kaybediyor. Sorumsuzluk örneği... Niasse soldan giriyor, rahatça ortasını yapıyor. Kademe eksikliği... Bir pozisyon bu kadar üst üste hatayı kaldırır mı? Kaldırmaz! Maicon golünü attı ve Lokomotiv üst üste hataların ödülünü aldı. Şenol Hoca'nın golün ardından hemen Sosa'yı çıkarıp yerine Necip'i alması doğru bir karardı. Güneş, Gomez'in golünden sonra Cenk'i oyuna alırken Gökhan yerine Quaresma'yı çıkarabilirdi.  Gomez 3. topla buluşmasında "Gol nasıl atılır" dersi verdi. Top karmaşık pozisyonda bu kadar temiz nasıl köşeye bırakılır gösterdi. Siyah-Beyazlı takım bu gollerden daha fazlasını görmek istiyorsa kendinden önce Gomez'e şut ve pozisyon imkanı vermeli. Corluka'ya çıkan kırmızı doğruydu. Bunda Beşiktaşlı oyuncuların takım olma bilinci ve birbirinin arkasında durmasının da payı var. Beşiktaş zorlasa 10 kişi kalmış rakibi karşısında galibiyete ulaşabilirdi. Bu soğuk atmosferde deplasmandan 1 puanla dönmek başarısızlık değil başarıdır. Beşiktaş bu sonuçla gruptan çıkma karakterini ortaya koymuştur. METİN TEKİN: 1 puan almadık, 2 puanı kaybettik Şenol Güneş'in tercih ettiği 11 aslında Beşiktaş'ın klasik düzeni diyebiliriz... Sadece sol kenarda bir tercih yapıp Tosic yerine İsmail'i oynattı. Kadro beklenen kadrosuydu belki ama ilk yarı beklenen gibi olmadı. Ne Beşiktaş deplasmanda oynaması gerektiği gibiydi, ne de Lokomotiv Moskova bir iç saha temposu yakalayabildi. Kısır, pozisyonu az bir ilk yarı ve oyun izledik. Bu bölümde iki tarafın da hücumda üretkenlik sağlayamadığını net bir şekilde gözlemledik. İkinci yarı ise ilk devreye göre çok daha farklı başladı. İlk yarıdaki düşük tempo artmış, pozisyon üretimi de yükselmişti. Henüz devre başında Gökhan Töre'yle girilen net bir pozisyon vardı, Oğuzhan da bir pozisyona girdi. Böyle bir dönemde Sosa'nın hatasıyla Lokomotiv golü buldu. Bu noktada Mario Gomez ilk yarıda hiç gözükmemesine karşın tam bir santrfor işi yaptı ve skoru 1-1'e getirdi. Bu golden sonra işler lehimize döndü. Çıkan tartışmada Corluka'nın atılması bence ağır bir karardı. Buna rağmen 11'e 10 oynama avantajını elde etmiş, momentumu almışken son bölümde ağırlığımızı çok da htiremedik. Şans son bölümde ayağımıza kadar gelmişken daha üretken bir hücum hattı görmeliydik. Gökhan-Cenk değişikliğinin ardından eğer Cenk'i kenarda oynatacaksanız verim alamazsanız. Gökhan'ın kenara gelmesi bence çok doğru bir hamle değildi. Ben tercihi Quaresma'dan yana kullanmasını beklerken Gökhan kulübeye gelen oyuncu oldu. En dikkat çekici oyuncu değişikliği buydu. Toplamda özellikle 60. dakikaya kadar Oğuzhan başarılı performansıyla öne çıkan oyuncuydu. Beck'in savunmada iyi görüntüsüne karşın hücumda sıradanlığı yine dikkat çekti. Quaresma yine oyundan kopuk kaldı. Gomez'in ise oyunun bütününde olmasa da kritik anlardaki performansının etkisi görüldü. Grubu değerlendirirsek de Sporting Lizbon 4 puana geldi. Deplasmanda 1 puan hiç de fena gözükmüyor belki ama oyunun akışında buradan alınabilecek bir 3 puan farklı bir konuma getirecekti Beşiktaş'ı... 10 kişi kalan Lokomotiv'i de düşünürsek 3 puan için uygun bir ortam vardı. Bu değerlendirilemedi.   ERMAN TOROĞLU: Mario Gomez'e yardım gelmiyor Parça parça bakıldığında maç çokça Beşiktaş tarafına geldi, 15-20 dakika Moskova tarafına geçti. "Bu maçı kim kazanmalıydı?" diye sorsanız, net cevap "Beşiktaş" olurdu. O zaman adama şöyle bir soru yöneltirler; "Niye kazanamadı?" İlk 45 dakika sahanın, oyunun net hakimi Beşiktaş ama bazı futbolcular, tamamen takıma oynarken, bazıları kendilerine oynuyor. Kendilerine oynayan az, takıma oynayan fazla. Beşiktaşlı bazı futbolcuların 'futbol ukalalığı' bitmiyor. Öyle bir top kaptırıyorlar ki, "lüks hareket yapacağız" diye takım oyundan düşüyor, golü yiyorlar.  Gomez sahneye çıkıyor skoru eşitliyor. Beşiktaş bazı sürelerde iyi oynamasına rağmen Gomez'e yardım edemiyorlar. "Gomez'e nasıl yardım edeceksin?" Çaprazına gideceksin, yanındakileri sahte koşularla başka yönlere çekeceksin, o sırada Gomez işi bitirecek. Çünkü Gomez fazla vıdı vıdı yapmıyor top oynarken yaptığı tek iş var; tak diye bitiriyor. Eskiden vardı ya "Ver Lefter'e yaz deftere" onun gibi birşey. Ama Beşiktaşlı oyuncular ona yardım etmiyorlar. Kaleci Tolga, geçen senelere göre biraz daha iyi. Ağlayan çocuk görüntüsünden kurtulmuş. Ancak rakip topa vurmadan yatmayacaksın, ayakta duracaksın. Çünkü kaleci kaleyi düşünen son adamdır. Hakem genelde kötü maç yönetmedi ama Gomez'e gösterdiği sarı kart gibi bazı işleri yanlıştı. Beşiktaş rakip 10 kişi kaldığında bir fazla olamadı. Çünkü kendi içinde de eksik kaldı. Sözün özü Beşiktaş 3 puanı kendi hatalarıyla kaçırdı. TURGAY DEMİR: Sevdiği toplar Beşiktaş Antalya güneşinden önce Sibirya soğuğunda Avrupa mücadelesine çıkarken Şenol Güneş, Sosa, Oğuzhan, Töre ve Quaresma gibi teknik kapasiteleri yüksek dört oyuncuyu aynı anda sahaya sürdü. Lokomotiv Moskova gibi kendi sahasındaki 7 maçta 5 galibiyet almış bir rakibi düşününce cesur bir tercihti bu… Oyunun ilk 45 dakikası pozisyonsuz, karşılıklı denemelerle ve etkisiz bölgelerdeki top çevirmelerle geçti… Bu görüntü ikinci yarıda öncelikle Lokomotiv lehine değişti… Gökhan Töre'nin Trabzon maçındakine benzer bir pozisyonda sağını bırakın sol dışını kullanması sonucu kaçırdığı gol rakibi ateşledi. İki tehlikeli pozisyonun ardından Sosa'nın eveleyip geveleyip kaptırdığı top kalemize gol olarak yazıldı… Şenol Güneş Sosa'nın cezasını oyundan çıkararak keserken yerine giren Necip'le orta saha biraz olsun toparlandı…  Fernandes hep aynı!  Atiba ve gecenin en iyilerinden Oğuzhan'a Necip'in gayreti ve sağ kanattan Beck'in bindirmeleri eklenince işin şekli değişti. Gomez "Sevdiği toplar" dediğimiz cinsten pası alınca skoru eşitledi… Bu golle birlikte Rus takımı yay gibi gerildi… İlk tartışmalı pozisyonda Corluka Oğuzhan'a dayılandı ardından Cenk'e yumruk attı ve doğal olarak kızardı. Gerilim filmi bittiği anda Beşiktaş etkili oyununu sürdürürken eksik kalan Ruslar Niasse'yi önde bırakıp kapandılar. Geceyi özetlersek Şenol hocanın yaptığı değişiklikler oyunun akışını değiştirdi diyebiliriz. Bunun yanı sıra gerçekten kendi sınırlarını zorlayan Ozi'yi alkışlarken Gomez'i de baş tacı yapmamız gerekir. Eskiler bir dirhem et bin ayıp örter derler, futbola uyarlarsak bir iyi golcü bin ayıp örter diyebiliriz. Eski dost Fernandes ne yapıyor derseniz, bildiğiniz gibi, top gelince oynuyor, gelmeyince bekliyor. GÖKHAN DİNÇ: Lokomotif Gomez Beşiktaş'ın ligde ortaya koyduğu futbol için "Bu ligin en güzel şeyi" derken Avrupa sahnesinde de aynı futbolu ortaya koyacağını düşünmek biraz bana Pollyanna'yı hatırlatıyordu. Maçtan önce Şenol hoca, "Büyük takımlar her yerde herkese karşı aynı futbolu oynar" demiş ve beni biraz daha ümitlendirmişti. Öyle de başladılar... Büyük takım gibi. Ancak defanstaki iki isim, Ersan ve İsmail nerede olduklarını ve hangi takım için mücadele ettiklerinin farkına varmalı. İlk 45 dakikada her şey Beşiktaş'ın istediği gibi oldu. İlerleyen her dakikada Quaresma'nın oyuna biraz daha ağırlığını koyması, ilk devrenin ikinci yarısında hareketlenen Gökhan Töre'nin denemeleri... Tüm bunlara Sosa da eşlik edebilseydi sonuç ilk yarıda alınabilirdi. Olmadı. Olmayacaktı da. Bu sütunlardan hep yazdım, Atiba-Oğuzhan- Sosa olmuyor diye. Olmuyor hocam olmuyor işte. Atiba'nın yanına mecbur Necip olacak. Atiba-Necip yanyana önlerinde Sosa veya Oğuzhan yaptığın her maçını kazandın, hem de iyi oynayarak, rakibi boğarak kazandın. Golü yedikten sonra da Sosa dışarı Necip içeri!  Büyük topçusun  Beşiktaş'a gelmesini kim sağladıysa, emeği geçen herkese Türk futbolu adına teşekkür etmek gerek. Hatta milli takıma çağırmayan Löw'e de teşekkür. İzlemek, konuşmak, yaptıklarını yazmak gerçekten büyük keyif. Mario Gomez'in milli takım kadrosuna girmek adına ortaya koyduğu harika performans için yazılacak çok şey var. Onu da yazarız ilerleyen günlerde. Nasıl olsa Gomez yazmaya devam edecek. Rakip 10 kişi kaldı, bu avantajla kazanmak lazımdı. Ama Beşiktaş iyi yolda... İçeride Lokomotif'i itersen lider olursun bu grupta, üzülme Kara Kartal. SİNAN VARDAR: İyidir iyi Maçtan önce Beşiktaş'a "beraberlik yeter" diye düşünüyorduk. Tıpkı Lokomotiv Moskova'nın beraberliğe razı olması gibi. İki takım da ilk devre boyunca birbirinin üstüne gitmekten çekinirken Beşiktaş'ın her zaman önde basan oyun anlayışından biraz geride beklemesi gayet doğaldı. Siyah-beyazlı takım yine de oyunu domine etti. Ancak topla oynamasına rağmen ilk devrede topları Gomez'le buluşturamadı. Lokomotif'in ikinci devrenin özellikle 15 dakika baskı kurması beklenen bir durumdu. Ne yalan söyleyeyim; bu baskıda Beşiktaş'ın ani ataklar bulacağını tahmin ediyordum ama Maicon, Sosa'nın inanılmaz hatasıyla başlayan atakta golü buldu.  Oğuzhan-Gomez klası  Bu golün ardından Şenol Güneş müthiş bir değişikliğe giderek gününde olmayan Sosa'nın yerine Necip'i alarak Oğuzhan'la topu ileri taşıdı. İyi de yaptı. Bu değişiklikle ileri çıkan Oğuzhan'ın nefis asistiyle Gomez'in klas vuruşuyla Beşiktaş rahatladı. Ruslar'ın son 20 dakikada 10 kişi kalmasıyla Beşiktaş rakibinin üzerine gitse de riske girmeyerek 1 cebine koydu.  İsmail Köybaşı farkı  Beşiktaş'ta Oğuzhan ofansta göz kamaştırırken İsmail Köybaşı'nın performansına şapka çıkarıyorum. Kara Kartal'da Quaresma ve Gökhan Töre biraz topla az oynasalar işler çok daha tıkırında olacak. Tabii dünkü maçta Lokomotiv'in ilk devrede bulduğu pozisyonlar savunmaya takviyenin şart olduğunu bir kez daha gösterdi. Lokomotiv iyi bir takım. 10 kişi kalmalarına rağmen oyun disiplininden kopmadılar. Ev sahibi ekipte sadece Fernandes sırıttı. Beşiktaş dünkü mücadeleyle keyif vermeye devam etti. Ben bu sonucu beğendim. Bir aksilik olmazsa Beşiktaş'ın Avrupa'daki yolu bu sezon da uzun olacak.
"FUTBOL UKALALIĞI YÜZÜNDEN..."

Usta yazarlar Lokomotiv Moskova-Beşiktaş maçını yorumladı

UEFA Avrupa Ligi H Grubu üçüncü hafta maçında Beşiktaş, deplasmanda Rusya'nın Lokomotiv Moskova ekibiyle 1-1 berabere kaldı. İşte yazarların maçla ilgili yorumları...

FATİH DOĞAN: Şenol Güneş Moskova'yı ısıttı!

Şenol Güneş, Moskova'da şimdiye kadarki en ofansif 11'ini sahaya sürdü. Bu kadro sahaya galibiyet için çıktığının en açık göstergesiydi. İlk yarı her iki takım oyunu orta sahaya sıkıştırdı. O kadar kontrollü ve dikkatliydiler ki birbirlerinin hatasını beklediler. Top çevirmeyi ve birbirlerinin üzerine yüklenmeden golü ikinci yarıya havale etmeyi tercih ettiler.

İkinci yarıda ilk hamle Beşiktaş'tan geldi. 
Gökhan Töre maçın kader anını hızı, yeteneğiyle kendi çizdi, beceriksiz vuruşuyla yine kendi bitirdi! Niasse ile Beşiktaş'ın kalesini yoklayan Lokomotiv aradığı açığı ve hatayı 55'te buldu. Taç atışında Beck topu dibindeki Sosa'ya veriyor. Baştan aşağı özgüven eksikliği.. Sosa'nın aklı faulde kalmış topu artistik bir hamle sonucu kaybediyor. Sorumsuzluk örneği... Niasse soldan giriyor, rahatça ortasını yapıyor. Kademe eksikliği... Bir pozisyon bu kadar üst üste hatayı kaldırır mı? Kaldırmaz!

Maicon golünü attı ve Lokomotiv üst üste hataların ödülünü aldı. Şenol Hoca'nın golün ardından hemen Sosa'yı çıkarıp yerine Necip'i alması doğru bir karardı. Güneş, Gomez'in golünden sonra Cenk'i oyuna alırken Gökhan yerine Quaresma'yı çıkarabilirdi. 

Gomez 3. topla buluşmasında "Gol nasıl atılır" dersi verdi. Top karmaşık pozisyonda bu kadar temiz nasıl köşeye bırakılır gösterdi. Siyah-Beyazlı takım bu gollerden daha fazlasını görmek istiyorsa kendinden önce Gomez'e şut ve pozisyon imkanı vermeli. Corluka'ya çıkan kırmızı doğruydu. Bunda Beşiktaşlı oyuncuların takım olma bilinci ve birbirinin arkasında durmasının da payı var. Beşiktaş zorlasa 10 kişi kalmış rakibi karşısında galibiyete ulaşabilirdi. Bu soğuk atmosferde deplasmandan 1 puanla dönmek başarısızlık değil başarıdır. Beşiktaş bu sonuçla gruptan çıkma karakterini ortaya koymuştur.

METİN TEKİN: 1 puan almadık, 2 puanı kaybettik

Şenol Güneş'in tercih ettiği 11 aslında Beşiktaş'ın klasik düzeni diyebiliriz... Sadece sol kenarda bir tercih yapıp Tosic yerine İsmail'i oynattı. Kadro beklenen kadrosuydu belki ama ilk yarı beklenen gibi olmadı. Ne Beşiktaş deplasmanda oynaması gerektiği gibiydi, ne de Lokomotiv Moskova bir iç saha temposu yakalayabildi. Kısır, pozisyonu az bir ilk yarı ve oyun izledik. Bu bölümde iki tarafın da hücumda üretkenlik sağlayamadığını net bir şekilde gözlemledik.

İkinci yarı ise ilk devreye göre çok daha farklı başladı. İlk yarıdaki düşük tempo artmış, pozisyon üretimi de yükselmişti. Henüz devre başında Gökhan Töre'yle girilen net bir pozisyon vardı, Oğuzhan da bir pozisyona girdi. Böyle bir dönemde Sosa'nın hatasıyla Lokomotiv golü buldu. Bu noktada Mario Gomez ilk yarıda hiç gözükmemesine karşın tam bir santrfor işi yaptı ve skoru 1-1'e getirdi. Bu golden sonra işler lehimize döndü. Çıkan tartışmada Corluka'nın atılması bence ağır bir karardı. Buna rağmen 11'e 10 oynama avantajını elde etmiş, momentumu almışken son bölümde ağırlığımızı çok da htiremedik.

Şans son bölümde ayağımıza kadar gelmişken daha üretken bir hücum hattı görmeliydik.

Gökhan-Cenk değişikliğinin ardından eğer Cenk'i kenarda oynatacaksanız verim alamazsanız. Gökhan'ın kenara gelmesi bence çok doğru bir hamle değildi. Ben tercihi Quaresma'dan yana kullanmasını beklerken Gökhan kulübeye gelen oyuncu oldu. En dikkat çekici oyuncu değişikliği buydu.

Toplamda özellikle 60. dakikaya kadar Oğuzhan başarılı performansıyla öne çıkan oyuncuydu.

Beck'in savunmada iyi görüntüsüne karşın hücumda sıradanlığı yine dikkat çekti. Quaresma yine oyundan kopuk kaldı. Gomez'in ise oyunun bütününde olmasa da kritik anlardaki performansının etkisi görüldü. Grubu değerlendirirsek de Sporting Lizbon 4 puana geldi. Deplasmanda 1 puan hiç de fena gözükmüyor belki ama oyunun akışında buradan alınabilecek bir 3 puan farklı bir konuma getirecekti Beşiktaş'ı... 10 kişi kalan Lokomotiv'i de düşünürsek 3 puan için uygun bir ortam vardı. Bu değerlendirilemedi.

 

ERMAN TOROĞLU: Mario Gomez'e yardım gelmiyor

Parça parça bakıldığında maç çokça Beşiktaş tarafına geldi, 15-20 dakika Moskova tarafına geçti. "Bu maçı kim kazanmalıydı?" diye sorsanız, net cevap "Beşiktaş" olurdu. O zaman adama şöyle bir soru yöneltirler; "Niye kazanamadı?" İlk 45 dakika sahanın, oyunun net hakimi Beşiktaş ama bazı futbolcular, tamamen takıma oynarken, bazıları kendilerine oynuyor. Kendilerine oynayan az, takıma oynayan fazla.

Beşiktaşlı bazı futbolcuların 'futbol ukalalığı' bitmiyor. Öyle bir top kaptırıyorlar ki, "lüks hareket yapacağız" diye takım oyundan düşüyor, golü yiyorlar. 

Gomez sahneye çıkıyor skoru eşitliyor. Beşiktaş bazı sürelerde iyi oynamasına rağmen Gomez'e yardım edemiyorlar. "Gomez'e nasıl yardım edeceksin?" Çaprazına gideceksin, yanındakileri sahte koşularla başka yönlere çekeceksin, o sırada Gomez işi bitirecek. Çünkü Gomez fazla vıdı vıdı yapmıyor top oynarken yaptığı tek iş var; tak diye bitiriyor.

Eskiden vardı ya "Ver Lefter'e yaz deftere" onun gibi birşey. Ama Beşiktaşlı oyuncular ona yardım etmiyorlar. Kaleci Tolga, geçen senelere göre biraz daha iyi. Ağlayan çocuk görüntüsünden kurtulmuş. Ancak rakip topa vurmadan yatmayacaksın, ayakta duracaksın. Çünkü kaleci kaleyi düşünen son adamdır.

Hakem genelde kötü maç yönetmedi ama Gomez'e gösterdiği sarı kart gibi bazı işleri yanlıştı. Beşiktaş rakip 10 kişi kaldığında bir fazla olamadı. Çünkü kendi içinde de eksik kaldı. Sözün özü Beşiktaş 3 puanı kendi hatalarıyla kaçırdı.

TURGAY DEMİR: Sevdiği toplar
Beşiktaş Antalya güneşinden önce Sibirya soğuğunda Avrupa mücadelesine çıkarken Şenol Güneş, Sosa, Oğuzhan, Töre ve Quaresma gibi teknik kapasiteleri yüksek dört oyuncuyu aynı anda sahaya sürdü. Lokomotiv Moskova gibi kendi sahasındaki 7 maçta 5 galibiyet almış bir rakibi düşününce cesur bir tercihti bu… Oyunun ilk 45 dakikası pozisyonsuz, karşılıklı denemelerle ve etkisiz bölgelerdeki top çevirmelerle geçti… Bu görüntü ikinci yarıda öncelikle Lokomotiv lehine değişti… Gökhan Töre'nin Trabzon maçındakine benzer bir pozisyonda sağını bırakın sol dışını kullanması sonucu kaçırdığı gol rakibi ateşledi. İki tehlikeli pozisyonun ardından Sosa'nın eveleyip geveleyip kaptırdığı top kalemize gol olarak yazıldı… Şenol Güneş Sosa'nın cezasını oyundan çıkararak keserken yerine giren Necip'le orta saha biraz olsun toparlandı… 

Fernandes hep aynı! 
Atiba ve gecenin en iyilerinden Oğuzhan'a Necip'in gayreti ve sağ kanattan Beck'in bindirmeleri eklenince işin şekli değişti. Gomez "Sevdiği toplar" dediğimiz cinsten pası alınca skoru eşitledi… Bu golle birlikte Rus takımı yay gibi gerildi… İlk tartışmalı pozisyonda Corluka Oğuzhan'a dayılandı ardından Cenk'e yumruk attı ve doğal olarak kızardı.

Gerilim filmi bittiği anda Beşiktaş etkili oyununu sürdürürken eksik kalan Ruslar Niasse'yi önde bırakıp kapandılar.

Geceyi özetlersek Şenol hocanın yaptığı değişiklikler oyunun akışını değiştirdi diyebiliriz. Bunun yanı sıra gerçekten kendi sınırlarını zorlayan Ozi'yi alkışlarken Gomez'i de baş tacı yapmamız gerekir. Eskiler bir dirhem et bin ayıp örter derler, futbola uyarlarsak bir iyi golcü bin ayıp örter diyebiliriz.

Eski dost Fernandes ne yapıyor derseniz, bildiğiniz gibi, top gelince oynuyor, gelmeyince bekliyor.

GÖKHAN DİNÇ: Lokomotif Gomez
Beşiktaş'ın ligde ortaya koyduğu futbol için "Bu ligin en güzel şeyi" derken Avrupa sahnesinde de aynı futbolu ortaya koyacağını düşünmek biraz bana Pollyanna'yı hatırlatıyordu. Maçtan önce Şenol hoca, "Büyük takımlar her yerde herkese karşı aynı futbolu oynar" demiş ve beni biraz daha ümitlendirmişti. Öyle de başladılar... Büyük takım gibi. Ancak defanstaki iki isim, Ersan ve İsmail nerede olduklarını ve hangi takım için mücadele ettiklerinin farkına varmalı. İlk 45 dakikada her şey Beşiktaş'ın istediği gibi oldu. İlerleyen her dakikada Quaresma'nın oyuna biraz daha ağırlığını koyması, ilk devrenin ikinci yarısında hareketlenen Gökhan Töre'nin denemeleri... Tüm bunlara Sosa da eşlik edebilseydi sonuç ilk yarıda alınabilirdi. Olmadı. Olmayacaktı da. Bu sütunlardan hep yazdım, Atiba-Oğuzhan- Sosa olmuyor diye. Olmuyor hocam olmuyor işte. Atiba'nın yanına mecbur Necip olacak. Atiba-Necip yanyana önlerinde Sosa veya Oğuzhan yaptığın her maçını kazandın, hem de iyi oynayarak, rakibi boğarak kazandın. Golü yedikten sonra da Sosa dışarı Necip içeri! 

Büyük topçusun 
Beşiktaş'a gelmesini kim sağladıysa, emeği geçen herkese Türk futbolu adına teşekkür etmek gerek. Hatta milli takıma çağırmayan Löw'e de teşekkür. İzlemek, konuşmak, yaptıklarını yazmak gerçekten büyük keyif. Mario Gomez'in milli takım kadrosuna girmek adına ortaya koyduğu harika performans için yazılacak çok şey var. Onu da yazarız ilerleyen günlerde. Nasıl olsa Gomez yazmaya devam edecek. Rakip 10 kişi kaldı, bu avantajla kazanmak lazımdı. Ama Beşiktaş iyi yolda... İçeride Lokomotif'i itersen lider olursun bu grupta, üzülme Kara Kartal.

SİNAN VARDAR: İyidir iyi
Maçtan önce Beşiktaş'a "beraberlik yeter" diye düşünüyorduk.
Tıpkı Lokomotiv Moskova'nın beraberliğe razı olması gibi.
İki takım da ilk devre boyunca birbirinin üstüne gitmekten çekinirken Beşiktaş'ın her zaman önde basan oyun anlayışından biraz geride beklemesi gayet doğaldı. Siyah-beyazlı takım yine de oyunu domine etti.
Ancak topla oynamasına rağmen ilk devrede topları Gomez'le buluşturamadı.
Lokomotif'in ikinci devrenin özellikle 15 dakika baskı kurması beklenen bir durumdu.
Ne yalan söyleyeyim; bu baskıda Beşiktaş'ın ani ataklar bulacağını tahmin ediyordum ama Maicon, Sosa'nın inanılmaz hatasıyla başlayan atakta golü buldu. 

Oğuzhan-Gomez klası 
Bu golün ardından Şenol Güneş müthiş bir değişikliğe giderek gününde olmayan Sosa'nın yerine Necip'i alarak Oğuzhan'la topu ileri taşıdı. İyi de yaptı. Bu değişiklikle ileri çıkan Oğuzhan'ın nefis asistiyle Gomez'in klas vuruşuyla Beşiktaş rahatladı. Ruslar'ın son 20 dakikada 10 kişi kalmasıyla Beşiktaş rakibinin üzerine gitse de riske girmeyerek 1 cebine koydu. 

İsmail Köybaşı farkı 
Beşiktaş'ta Oğuzhan ofansta göz kamaştırırken İsmail Köybaşı'nın performansına şapka çıkarıyorum.
Kara Kartal'da Quaresma ve Gökhan Töre biraz topla az oynasalar işler çok daha tıkırında olacak.
Tabii dünkü maçta Lokomotiv'in ilk devrede bulduğu pozisyonlar savunmaya takviyenin şart olduğunu bir kez daha gösterdi. Lokomotiv iyi bir takım. 10 kişi kalmalarına rağmen oyun disiplininden kopmadılar.

Ev sahibi ekipte sadece Fernandes sırıttı.
Beşiktaş dünkü mücadeleyle keyif vermeye devam etti.
Ben bu sonucu beğendim. Bir aksilik olmazsa Beşiktaş'ın Avrupa'daki yolu bu sezon da uzun olacak.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve hedefgazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Marka Flower Çiçekçi