ÇOCUKLAR VE SOSYAL MEDYA
ÇOCUKLAR VE SOSYAL MEDYA
Bir zamanlar sokaklardan geçemezdik. Her sokakta top oynayan, yollara bir şeyler çizip farklı oyunlar sergileyen çocuklar ya bizi kaldırımda yürütmeye, ya da o an oyun sırasının bitmesini beklemeye yöneltirdi. Tek derdimiz ‘o sokaktan geçmeyelim çok çocuk var.’idi. Mahalle arasında top oynarken hangi komşu teyze ne zaman kızacak biliyorduk. Bugün dikkat ettiniz mi bilmiyorum sokaklarımızda çocuk kalmadı. O bizi sinir eden çocuk seslerini duymuyoruz artık sokaklarda. Rahat ettik mi bilmiyorum ama çocuklara yazık ettiğimiz kesin.
Bir zamanlar sokaklardan geçemezdik. Her sokakta top oynayan, yollara bir şeyler çizip farklı oyunlar sergileyen çocuklar ya bizi kaldırımda yürütmeye, ya da o an oyun sırasının bitmesini beklemeye yöneltirdi. Tek derdimiz ‘o sokaktan geçmeyelim çok çocuk var.’idi. Mahalle arasında top oynarken hangi komşu teyze ne zaman kızacak biliyorduk. Bugün dikkat ettiniz mi bilmiyorum sokaklarımızda çocuk kalmadı. O bizi sinir eden çocuk seslerini duymuyoruz artık sokaklarda. Rahat ettik mi bilmiyorum ama çocuklara yazık ettiğimiz kesin.
Çocuklar sokaklardan bilgisayar başına döndüler. Bu şekilde aileler de gözünün önünde olan her çocuk için bilgisayarı bulan ‘adama’ şükürler ediyorlar. Çoğu baba bilgisayar başından kalkmayan çocuğuyla ilgili türlü mesleki hayaller kuruyor. Çocuk savaş oyunu oynuyor ama baba o an ekonomik savaş veriyor kafasında. Çocuğu oyunda kendi ülkesini canavarlara karşı kurtarırken, baba da ‘ilerde şu maaşı verirse şu işi yaparsa kurtarır bizi ve kendini’ hesaplarını yapıyor. Televizyon programları son ses bağırıyor ‘lütfen çocuklarınızı dışarı çıkarmayın! ‘ Peki böyle ne olacak?
Çin’de 1 milyon çocuk odasından dışarı çıkamıyor. Bilgisayar bağımlılığının son noktası diye tarif edilen bir rahatsızlık söz konusu. Dışarı çıktıkları zaman kaçırılacaklarına inanıyorlar ve nefes alamayıp öleceklerini düşünüyorlar. Normalde dışarıda olması gereken çocuklar, dışarıdan korkuyor. Ne garip değil mi?
Televizyon ve Çocuk: Çocukların TV Programlarına İlişkin Tercihleri adlı bir makale yayınlandı. Makale tamamen bizim aile düzenimizle ilgili paylaşımlarda bulundu. ‘Televizyon ve internet günümüzde yetişkinle çocuk arasındaki etkileşimi temelden etkilemiştir. Çocukların sahip olduğu merak duygusu ve yetişkinlerin deneyimi, arada kurulan iletişimin güç kaynağıyken günümüzde çocuklar merak duygularını internet üzerinden elde ettikleri bilgilerle gidermeye çalışabilmektedirler. Eski kuşakların sözlü tarih aktarımı, artık tarihte kalmaya mahkûm bir gelenek gibi görünmektedir.’ Bakın bu bahsedilen makaleden bir bölüm.
Asosyal dediğimiz durum da tam bu konu üzerinde ortaya çıkıyor. Birey iletişimini tek başına halletmeye çalışıyor. Ulaşmak istediği yarı doğru yarı yalan bilgiye tek başına ulaştıkça, bir diğer insanla ilişkisi kopuyor. ‘her şeyi kendim yaparım’ duygusuna kavuşan birey, iletişimsizlik sorunu yaşamaya başlıyor zamanla. Bu iletişimsizlik aileler arasında da söz konusu olabiliyor.

Sosyal Medya Takipçiliği
Acıbadem Psikolojik Danışmanlık Merkezi bu konuda bir araştırma yazısı paylaştı. O yazıda da aslında tam ne demek istediğimiz daha açık bir biçimde belirtildi. ‘Televizyon, bilgisayar ve internet gibi teknoloji olanakları anne ve babanın oluşturduğu büyük boşluğu doldurmaya başlar. Bu boşluğu doldurmak için çocuklar internet oyunları ve çeşitli paylaşımların gerçekleştiği sosyal medya takipçiliğine yönelmektedirler. Çocuk kendi ebeveynleri ile yeterince vakit geçiremediği ve enerjisini de yaşıtları ile oynayarak harcayamadığı için evde internet ve çeşitli oyun konsollarını kullanmaya teşvik edilir. Bu nedenle de çocuklar daha çok küçük yaşlarda bilgisayar oyunları ve sosyal medya takipçisi olan bireyler olur. Bu durum ailelerin çocukla geçirmesi gereken zaman yükünü azaltır. Fakat zaman içinde ebeveynlerin çocukla olan iletişimi kopabilir. Çocuk ailesi ile yeterince zaman geçiremediği için, zaman geçirebileceği sosyal medyada daha fazla vakit geçirmek ister. Sosyal medyanın gençler ve çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri ve sonuçları her geçen gün artmaktadır. Kendine çok fazla güveni olmayan, çevreleri ile ilişkileri iyi olmayan ve uygun sosyal ortamlar bulamamış bireyler sosyal medya üzerinde kendilerini daha fazla gerçekleştirmeye çalışabilirler. Böyle gençlerin sosyal medya üzerinde oluşan ağın ve bir takım yanlış davranışlar sergileyen grupların içinde yer almaları kaçınılmaz olur. Bu grupların gençler üzerinde büyük etkisi olmaktadır. Özellikle ergenlik döneminde yoğun olarak hissedilen yalnızlık, aileye karşı öfke ve kırgınlık bu çocukları çevrelerinden uzaklaştırmışsa dünyalarına giren farklı gruplar onları daha kolay etkileyebilmektedir. ‘
Ebeveynler olarak bize düşen görev çocuklarımızı gözümüzün önünden ayırmamaktan ziyade onlarla iletişimi koparmamak, onların gerçek dünya ile olan iletişimini arttırmak. Her ebeveyn gün içinde yaptıklarından dolayı tabi ki dinlenmeye ihtiyaç duyar ama bu dinlenmeyi çocuklarımızla beraber sağlarsak ( beraber film izleyerek, beraber kitap okuyarak, beraber gezerek ) işte o zaman çocuklar sadece gürültü çıkarmaktan başka şeyler de yapmış olacaklardır.
‘Popüler kültür, çocuk ya da yetişkin için ayrı ayrı işlememektedir. Ev içindeki başat tercihler genelde anne-baba tarafından belirlenmektedir. Çocukların bunun dışında kalması ancak eleştirel bir karşı kültür üretebilmeleri durumunda söz konusu olabilir. Bu görüş ilk bakışta gerçekleşmesi imkânsız izlenimi verse de eleştirel kültür üretmek çocuklar için biz yetişkinlere nazaran daha kolay olabilir. Bunun için ailelerin, eğitimcilerin çocukların kendi içeriklerini yaratmalarının ve bunları kültürel dolaşıma sokmalarının yolunu açmaları önemlidir. Diğer yandan çocuklar arasında ‘tutulan’ yapımların hazırlanması gerekmektedir ‘(Acıbadem Psikolojik Danışmanlık Merkezi)

Özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem var mı?
Amerikan Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Kathryn C. Montgomery, konuyla ilgili bir gazeteye verdiği röportajında şöyle diyor: ‘Gençlerin kırılgan oldukları noktalar var. Örneğin bilişsel yeteneklerini geliştiremedikleri ve haz peşinde oldukları zamanlar olabiliyor. Ergenlik gibi bu dönemlere daha fazla dikkat edilmeli. Facebook gizlilik ayarları şirketlerden daha fazla kullanıcılara yönelik yapılandırılıyor. Bunları gençler bilmiyor ve hangi bilgilerin ne zaman kullanılacağının farkında değiller. Facebook, açılan davalar nedeniyle sık sık güncelleme yapmak zorunda kalıyor. Ailesinden uzaklaşan çocuklar ve gençler bu platformlara daha fazla ulaşıyor. Facebook, 16 yaşından küçüklere hesap açılmasına karşı olsa da milyonlarca çocuğun sosyal ağlara katıldığını biliyoruz. 13 yaş altında çocuklar internet ağlarına katılmamalı. 12-18 yaş arası ergenler için henüz kanunlar yok. Bu yaş grubu için de önleyici ve koruyucu kanun çıkarılmalı. ‘
Sonuç olarak anne ve babaya çok büyük görev düşüyor. Aile kurmada bu görevler sadece yemek yapmak ve işe gidip gelmekten ibaret değil. Çocuk büyük sorumluluktur. Gelişen teknoloji ile daha da farklı sorumluluklar doğurmuştur. Gelecekle ilgili bu tarz kararlar verirken yada mevcut durumlardan hareket edeceksek eğer, kontrolü elden bırakmayalım. Çocuklar hayattır. Bir çocuk aynı zamanda bir toplum demektir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.