Darıca Kaymakamı Ömer Karaman

Darıca 01.06.2016 - 12:27, Güncelleme: 26.12.2020 - 11:31
 

Darıca Kaymakamı Ömer Karaman

Çocuk denilecek yaşlarda ailevi nedenlerden dolayı dedemle büyüme mecburiyetine girdim. Küçük yaşlarda kuşaklar arası mesafenin olduğu bir büyüğünle hayata hazırlanmanın güzel ve zor tarafları oldu hep.

Dedem Bilecik Pazaryeri ilçesinin bir Yörük köyünden. Her yıl Söğüt’te düzenlenen Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri’nde dağıtılan pilavı bizim köyün kadınları pişirirmiş. Hatta bizim köyün kuruluşu da Ertuğrul Gazi’nin oğullarından Savcı Bey tarafından gerçekleştirilmiş. Dedem Ertuğrul Gazi’den başlayıp Atatürk’e uzanan tarihi daha çok küçük yaşlarda kafamın içine ite ite sokuyordu. Gerçek kaynaktan mı konuşuyor, sallıyor mu bilmiyorum ama net ve doğru olan bölümleri bile insanın ufkunu açmaya yetiyordu.  Dedem anlattıklarında Oğızlar’dan Kayı boyuna geldiğinde çok heyecanlanırdı. Kayı kelimesi dedem için manevi bir yücelik ifade ediyordu ve beni de etkisi altına sokuyordu. Ona göre KAYI olmak ayrıcalıklıydı. Dedemin hayatı Karakeçili bir Kayı olmanın ayrıcalığını bana anlatmakla geçti. Çocukken, “KAYI önemli bir şeyse KAYI-MAKAM nasıl kim bilir nasıl bir önemli yüce makamdır.” Derdim kendi kendime… İşte bunu Darıca Kaymakamı Ömer Karaman’ı tanıdıkça çok daha iyi anlamaya başladım. Belki KAYI-MAKAM ile KAYMAKAM arasında anlamca hiçbir ilgi alaka da olmayabilir ama dedemin Kayı hikayeleri ile doldurduğu hayatımda beynim bu algıya yöneltiyor beni. Adamı biri elindeki kitabı okumadan sürekli bir şekilde sayfalarını çeviriyormuş. Milletin dikkatini çekmiş ama ilk açıklamayı da kendisi yapmış. “Gördüğünüz gibi kitabı okumuyorum. Adını başlığını bile bilmem. Ama kitapsız demesinler diye elimde bir kitabın sayfalarını çevirip duruyorum.” Demiş. Kaymakam Karaman, görev yaptığı Gaziantep’in Şahinbey ilçesindeki anılarını kaleme aldığı bir kitap yazmış. Ardından diğer görev yeri olan Sarıyer ile ilgili tarihi çeşmeleri derlemiş. Sırf kitapsız denilmesin diye kitap yazmamış. Devleti, devletin tarihini, muhtarını, meclis üyesini, valisini, belediye başkanını, Başbakanını, Cumhurbaşkanı’nı öğrencilere öğretmek onlara ders vermek adına bir yola çıkmış. Öyle bürokratik bir hava ile de değil. Eğitimci kimliği ile bunu amaç edinmiş. Okul okul geziyor… Anayasal Devleti anlatıyor, Yargıyı, yürütmeyi, yasayı anlatıyor… Muhtarları yanında taşıyıp devletin idare şeklini öğretiyor. Sorular soruyor..Bilmeyenlere öğretmen edası ile azar da çekiyor...Muhtarını, valini tanımayan birinin üniversite sorularını çözse ne olur çözmese ne olur? Diyor. “Hepiniz bir gün bu devleti yönetmeye aday gençlersiniz. Ama devletin idare şeklini, yönetim şeklini bilmiyorsunuz.” Diye üzülüyor…Öğretiyor… Makamında önüne gelen evrakları imzalamaktan, makam koltuğu ile makam aracı arasında idarecilik yaptığı ilçenin mahallesinden okulundan bihaber idareciler de gördük… Ömer Karaman gibisini de… Bu kaymakam işi biliyor… Dedemin sürekli hatırlattığı Edebali’nin ”İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”  Sözünün manasını anlayan birilerini görmek sevindirici.
Çocuk denilecek yaşlarda ailevi nedenlerden dolayı dedemle büyüme mecburiyetine girdim. Küçük yaşlarda kuşaklar arası mesafenin olduğu bir büyüğünle hayata hazırlanmanın güzel ve zor tarafları oldu hep.

Dedem Bilecik Pazaryeri ilçesinin bir Yörük köyünden. Her yıl Söğüt’te düzenlenen Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri’nde dağıtılan pilavı bizim köyün kadınları pişirirmiş. Hatta bizim köyün kuruluşu da Ertuğrul Gazi’nin oğullarından Savcı Bey tarafından gerçekleştirilmiş. Dedem Ertuğrul Gazi’den başlayıp Atatürk’e uzanan tarihi daha çok küçük yaşlarda kafamın içine ite ite sokuyordu. Gerçek kaynaktan mı konuşuyor, sallıyor mu bilmiyorum ama net ve doğru olan bölümleri bile insanın ufkunu açmaya yetiyordu.  Dedem anlattıklarında Oğızlar’dan Kayı boyuna geldiğinde çok heyecanlanırdı. Kayı kelimesi dedem için manevi bir yücelik ifade ediyordu ve beni de etkisi altına sokuyordu. Ona göre KAYI olmak ayrıcalıklıydı. Dedemin hayatı Karakeçili bir Kayı olmanın ayrıcalığını bana anlatmakla geçti.

Çocukken, “KAYI önemli bir şeyse KAYI-MAKAM nasıl kim bilir nasıl bir önemli yüce makamdır.” Derdim kendi kendime…

İşte bunu Darıca Kaymakamı Ömer Karaman’ı tanıdıkça çok daha iyi anlamaya başladım. Belki KAYI-MAKAM ile KAYMAKAM arasında anlamca hiçbir ilgi alaka da olmayabilir ama dedemin Kayı hikayeleri ile doldurduğu hayatımda beynim bu algıya yöneltiyor beni.

Adamı biri elindeki kitabı okumadan sürekli bir şekilde sayfalarını çeviriyormuş. Milletin dikkatini çekmiş ama ilk açıklamayı da kendisi yapmış. “Gördüğünüz gibi kitabı okumuyorum. Adını başlığını bile bilmem. Ama kitapsız demesinler diye elimde bir kitabın sayfalarını çevirip duruyorum.” Demiş. Kaymakam Karaman, görev yaptığı Gaziantep’in Şahinbey ilçesindeki anılarını kaleme aldığı bir kitap yazmış. Ardından diğer görev yeri olan Sarıyer ile ilgili tarihi çeşmeleri derlemiş. Sırf kitapsız denilmesin diye kitap yazmamış. Devleti, devletin tarihini, muhtarını, meclis üyesini, valisini, belediye başkanını, Başbakanını, Cumhurbaşkanı’nı öğrencilere öğretmek onlara ders vermek adına bir yola çıkmış. Öyle bürokratik bir hava ile de değil. Eğitimci kimliği ile bunu amaç edinmiş.

Okul okul geziyor…

Anayasal Devleti anlatıyor, Yargıyı, yürütmeyi, yasayı anlatıyor… Muhtarları yanında taşıyıp devletin idare şeklini öğretiyor.

Sorular soruyor..Bilmeyenlere öğretmen edası ile azar da çekiyor...Muhtarını, valini tanımayan birinin üniversite sorularını çözse ne olur çözmese ne olur? Diyor.

“Hepiniz bir gün bu devleti yönetmeye aday gençlersiniz. Ama devletin idare şeklini, yönetim şeklini bilmiyorsunuz.” Diye üzülüyor…Öğretiyor…

Makamında önüne gelen evrakları imzalamaktan, makam koltuğu ile makam aracı arasında idarecilik yaptığı ilçenin mahallesinden okulundan bihaber idareciler de gördük…

Ömer Karaman gibisini de…

Bu kaymakam işi biliyor…

Dedemin sürekli hatırlattığı Edebali’nin

”İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”  Sözünün manasını anlayan birilerini görmek sevindirici.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve hedefgazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Marka Flower Çiçekçi