Genç Beyinleri Kaybediyoruz
Genç Beyinleri Kaybediyoruz
Uğur Aydın Aydoğan Yazdı... Okumadan Geçmeyin...
Uğur Aydın Aydoğan Yazdı... Okumadan Geçmeyin...
Genç Beyinleri Kaybediyoruz
Yıllarca ülkemizden en bilim insanlarını kaybımız olarak gördük her seçim zamanında. ‘Neden bizim çocuklarımız bizim ülkemizde özgürce deneylerini, araştırmalarını yapmıyordu?’ sorunlarımız/ sorularımızdan biri. Bugünde genç beyinleri kaybediyoruz. Ama bu sefer yurt dışına göndererek değil daha uzun bir yolculuğa çıkartarak.
Türkiye alabildiğince genç nüfusa sahip bir ülke. Nitekim bunun zararlarını görüyor bir yönlendirme olmadığı için. Birçok internet sitesinde yada video sayfalarında görünce güldüğümüz o gençleri kaybediyoruz. Yaptıkları hareketleri ‘yozlaşmışlar’ diyerek onları farklı yerlere konumlarken ‘zalımlar’ adını takıp sohbet masalarımıza meze ediyoruz. Bir üçüncü gençlerimiz de var. Bu iki kademeye girmeyen. Düşünen, becerikli, okuyan ama bir tanıdığı olmadığı için sistem içinde yaşam mücadelesi verenler. İşte bu gençler intihar ediyor artık efendiler!
Biz Avrupa ile Ortadoğu arasında köprü olma özelliğiyle yıllarca öğrencilerin beyinlerine kazınmış bir ülkeyiz. Bizim ülkemiz içinde onlarca zenginlikleri barındırmasına rağmen bu zenginliklerden herkesin eşit olarak yararlanmadığı bir ülke. İşte bu eşitsizlik zamanla belli bir zümreyi zengin ederken geri kalan çoğulcu zümreyi ise fakirliğin en dibine gönderiyor. Bu yoksulluk ve insanlık dışı yaşamı artık gençlerimiz kabul etmiyor. Onlarda düzenli ama sevdiği bir iş, çok sevdiği biriyle evlenmek ve mutlu bir yuva kurmak istiyorlar ekonomik kaygı duymadan.
Hayat bu basit duyguları, istekleri karşılamayacak kadar adaletsiz. Gençlerimiz savaşmaktan bıktı. Bunun nedeni eski toprak olmamaları yada bisküvit gençliği olmalarından kaynaklanmıyor. Bunun nedeni daha çocukken çocukluklarını yaşatmadığımız bu nesli, bir yarış atı gibi hayatın içine sokmamızdan kaynaklanıyor. Çocuk baştan beri yarıştırılır. Tanımadığı onlarca insan legal olarak rakibi yani bir nevi düşmanı kabul edilir. Okuduktan sonra bir yere gelemeyen o çocuğa, ömrü boyunca girdiği sınavların, soru kitapçıkları arasında geçen yaz tatillerinin hesabını veremeyen devlet, onları kaybediyor.
Birde kendi imkanlarıyla okumaya çalışan gençlerimiz var. Onlarda aynı hayallere sahipler. Ve onlar da ne acıdır ki aynı hayal kırıklığına da ortak oluyorlar. Bu gençleri borç batağında yaşayan aileleri farklı bir psikoloji içinde yaşatıyor. İşte o psikoloji ‘biz böyle geldik, böyle gideceğiz. Bir fabrikada iş bulabilirsen ne ala’ psikolojisidir. Bu psikoloji altında ezilen gençler, hızla ilerleyen teknoloji sayesinde akranlarının yaşadıkları hayatlarının da etkisiyle kendi öz hayatlarına son veriyorlar.
Okumayan gençlerimiz de var. Onlar da hayatları boyunca küçük mutluluklar yaşamış insanlarımız. Geleceğimizin emekçi sınıfı. Daha küçükken verdikleri emeklerine bir güzellik katmak adına planlanmamış bir şekilde aşık olurlar. Bu aşkın sonucunda hayatlarını birleştirmek isteyen gençlerin önünde adaletsiz kılıcıyla hayatın gerçeği beklemektedir. ‘sizin ne haddinize?’ der.
Tüm bunların sebebi bir hükümetle sınırlı değil. Muhalefette buna dairdir eğer söz konusu siyaseti bu konuya dahil etmekse. Tek katil ekonomik sistemimizdir. Para kazandıkça vicdanlarını kaybeden insanlarımızdır. Maddi varlıklarını paylaşmaya gelince ellerine aldıkları Kuran’a uygun tavrın tavan yaptığı anlar yaşayan bu insanlar yüzünden çoğumuz fakirlik , yoksulluk ve sefalet içindeyiz.
Bir taraftan birileri milyarlarca liralarıyla vila üstüne villa yaptırırken, sevdiği insanla bir eve çıkma ümidi bile az olan insanların çokluğudur artan intihar olaylarının nedeni.
Kendi güçlerine güç katmak adına elini sıkı tutan güruhtur bu gençlerin tek katili. Çok zor değil beyler. Siz kazandınız. Artık nedense sormuyoruz helal mi haram mı diye. Herkes bu sorunun cevabını biliyor öyle değil mi? 12 ayda bir ramazan kolisi, bir bayram birkaç tanıdığına et dağıtmak, yüzlerce yoksul ailenin yıllık giderine sahip olduğun sermayenin binde bilmem kaçını hesaplayıp camilere yapacağın yardım da kurtarmayacak seni emin ol. İntihar eden her gencin eli yakanızda olacak. Eğer biraz inancınız varsa Peygamber efendimizin de hayatına bakarsınız. Biraz utanmanız varsa hep en iyi yerlerini gördüğünüz semtinizin ara sokaklarına, ulaşım araçlarını kullanarak inersiniz. Bu sefer elinizde bir yardım kolisi olmasın ama yalandan. Vicdanınızı da yanınıza alarak. Yaşadığınız hayatı sürekli gözünüzün önüne getirip karşılaştırma yaparak. Ve unutmadan bu hayatınızı nasıl kazandığınızı da hatırlayarak.
İnsanlar bu dünyaya gelmeden nasıl yaşamak istedikleriyle ilgili bir talepleri yoktu sizin gibi. Onlar da en az sizin gibi aynı nedenlerle geldiler dünyaya. Ama siz bu sınav dünyasının da adaletini bozdunuz. Sahip olduğunuz mal-varlık nasıl boğazınızdan geçiyor bilmiyorum ama belki bir gün gazete okumaya yeltenirseniz, okuduğunuz o intihar eden gencin katili sizsiniz. Nedeni bulunamadı diyor ya. Yalan söylüyoruz biz gazeteciler. Nedeni SİZ’siniz.
Hayallerinize bir bakın. Bir karşılaştırın. Kiracı olarak bir evde yaşamak isteyen gençlerin hayalleriyle, paranıza para katmak için aldığınız arsa arazileri düşünün. Gerçekten inanıyorsanız bunu bir ay içerisinde verdiğiniz iftarlarla geçiştirdiğinizi düşünmezdiniz. Siz eğer gerçekten inanıyor olsaydınız, biz ekonomik eşitsizlikten söz etmezdik.
Çok yiyin efendiler, olabildiğince çok yiyin. Öbür dünyada demeyeceğim, az kaldı bu dünyada alacak herkes intikamını. Ama istediğiniz de olacak. Bu ülkede bu eşitsizlik devam ettikçe intihar olayları da artacak. Afiyet olsun.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.