Hamallıktan Malikaneye, K.Maraş’tan Darıca’ya bir hayat hikayesi
Hamallıktan Malikaneye, K.Maraş’tan Darıca’ya bir hayat hikayesi
Darıcalıların çok yakından tanıdığı,tanımasa bile Darıca Merkeze inen herkesin mutlaka önünden geçtiği bir nokta. Cengiz Ramazanoğlu ve RAM-KAR Motorlu Araçlar
Darıcalıların çok yakından tanıdığı,tanımasa bile Darıca Merkeze inen herkesin mutlaka önünden geçtiği bir nokta. Cengiz Ramazanoğlu ve RAM-KAR Motorlu Araçlar
1950’de doğmuştu Cengiz Ramazanoğlu ama onu bekleyen hayatın yazgısı, senaryosu çoktan yazılmıştı. Bugün tam sayfaya sığdırmaya çalıştığım belki de romanı yazılabilecek bir yaşamın özeti.
Ramazanoğlu’nun babası K.Maraş’ta bir çiftlik ağası iken her şey güllük gülüstanlıktı. Uçsuz bucaksız, pirinç, pamuk, buğday tarlaları ve sayısız büyük ve küçük baş hayvan. Ama hayat her zaman insanın önüne güzel şeyler çıkarmıyordu. 3 sene üst üste afet, domuz baskını ve çeltik mallarını taşıyan kamyonun devrilip yanması altüst etmişti hayatı. Borçların ödenmesi için bu araziler, traktörler çiftlik evi satılında ayaktaki papuçtan başka bir şey kalmamıştı. K. Maraş’ta artık mütavazi bir evde kiracıydılar.
OTEL ODASINDA PARALAR ÇALINDI
İstanbul’a gelmişti Ramazanoğlu’nun babası. Beyoğlu’nda bir otelde boş oda ararken aynı odada kaldığı bir şahıs neredeyse zenginim diyen bir adamın parası kadar parayı çalıp ortalıktan kaybolmuştu. O parayla buz ticareti yapmayı planlıyordu. Eter koklatarak bayıltarak çalmıştı o şahıs parayı. Artık otel parasını dahi verecek parası kalmamıştı ve tekrar K.Maraş’a dönmek zorunda kalmıştı. Eşi cazgır, sert mizaçlı bir Osmanlı kadınıydı. Başına gelenleri saklamıştı ama polisin eve gönderdiği kağıtta,”Şahsı yakaladık, İstanbul’a gelin yüzleştirme yapmamız lazım.” Kağıdı ilk onun eline geçince saklayacak bir durum kalmamıştı. Artık K.Maraş’tan çıkmanın zamanı gelmişti.
ÖNCE ANKARA SERÜVENİ
Önce 30 TL’ye kiralanan bir evde oturmak üzere Ankara’ya gelinmişti. Cengiz Ramazanoğlu’nun babasının yaşadıkları kalbini çok fazla yormuştu. Kalp krizi geçirmişti. Pazarda zengin hanımların alışverişlerini evlerine taşımak üzere hamallık yapıyor sadece babasının ilaç oarası ve ev kirası için uğraş veriyordu. Baba ikinci kalp krizini geçirince doktor “babanızı deniz kenarına götürün. Ankara havası öldürür babanızı.”demişti. Ve İstanbul’un yolu tutulmuştu.
İSTANBUL’LA TANIŞMA
Cengiz Ramazanoğlu’nun Maltepe’deki kayınbiraderi kendilerine bir süre evsahipliği yapmıştı.Sonra annesinin babasından kalma bir arsası olduğu ortaya çıkmıştı. Piyango vurmuş gibiydi. Ancak kaderin hüzünlü yüzü peşlerini bırakmıyordu. En büyük kızları henüz genç kızdı ve kalbinin delik olduğu öğrenildi. Üstelik çok kısa sürede ameliyat edilmezse ölecekti. Bu esnada babasını kaybetmişti Ramazanoğlu. Bir demirci dükkanı açarak geçinmeye çalışıyordular. Yıl 1979 gibiydi ve ortalık sol sağ kavgalarının çatışmalarının fırtınası içindeydi. Bir örgüt kızlarını kendi grupları içine çekmeye de çalışıyordu. Cengiz Ramazanoğlu neyle uğraşacağını şaşırmıştı. Kızının ameliyatı bir yerden, dükkanın işleri bir yerden, babasının ölümü bir yerden artık kafasını nereye çevireceğini bilemiyordu.

ÖRGÜT KIZINA GÖZ DİKTİ
Kızını vermedi ama ameliyat için süre geçiyordu. Artık geceleri taksicilikte yapmaya başlamıştı. Amcası bir akıl verdi. Götürün kızınızı ÇAPA’ya ameliyat ettirin. Ameliyat bitince bizde bu Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyız. Paramız yok diye ölsün mü kızımız? Deyin demişti. Öyle yaptılar. Ancak doktor ameliyatta kullanılacak olan bugün anjiyo malzemesi olarak kullanılan katederi temin edin demişti. Kateder sadece uluslar arası tırların Avrupa ülkelerinden yanında siparişle getirdiği bir malzemeydi ve fiyatı oldukça pahalıydı. Ramazanoğlu ,”Paramız yok ki bu malzeme için” dediğinde Doktor,”Daha malzemeyi alamıyorsunuz, doktorun bıçak parasını hastane masraflarını nasıl karşılayacaksınız.” Demiş ve kalbi delik kızlarını kucağına verip hastaneden dışarı çıkartmıştı. Gözü yaşlı kucakta bir kız çocuğu kalakalmıştı Cengiz Ramazanoğlu ve eşi sokak ortasında. Yıkılmışlardı.
ÇALIŞMAKTAN BAŞKA ÇARESİ YOKTU
Artık çok çalışıp biriktirdikleri parayla bu ameliyatı yapmayı planlamışlardı. Allah’ta yardım etmişti. Hususi bir takside korsan çalışırken sonra o taksinin sahibi olmuştu. Plaka parası içinde bir sürü senet imzaladı. Ardından taksi sayısını 2’ye, 3’e ve son olarak 5’e çıkardı. Ameliyat için arayış başlamıştı artık. Kızlarının moralini yüksek tutmak için o dönemde Kadıköy’de otururken 2 daire aldılar. Ama ortada tapu yoktu. İnşaatları yarım bırakıp kaçan adam tapu teslimi yapmayınca evlerde elden çıkmıştı.
ARABASINI TARADILAR
Moraller iyice bozuldu. Fenerbahçe’ye çay içmeye gitmişlerdi. Sıkıyönetim vardı. Gece sokağa çıkmak onlara bir kez daha pahalıya mal oldu. Araçlarını 26 kez kurşunla taramışlardı. Ancak mahkemede teşhis ettiği adam için örgür “Karanlıkta bu adamı göremedim. Tam emin değilim.” De diye baskı yapmıştı. Sadece baskı ile kalmayıp bugün Ak Parti darıca’da Eğitim Birim Başkanı olarak görev yapan küçükoğlu İsmail Ramazanoğlu’nu kaçırma girişiminde bulunmuşlardı. Mecburen hakim karşısında “Adamı karanlıkta göremedim.” Demek zorunda kalan Cengiz Ramazanoğlu’nun tek düşündüğü kızının ameliyatı idi. Ankar’ya gelip kızlarının ameliyat için yatışını sağlamışlardı. Kızı Ebru’nun aynı odada aynı hastalıktan yatan arkadaşı ameliyata daha önce girmiş ancak ameliyat odasında cansız bedeni çıkmıştı. Ölen oda arkadaşına mı üzülsün yoksa aynı ameliyata 1 gün sonra kendisinin mi gireceği düşünsün? Yıkıktı Ebru Ramazanoğlu.

AMELİYATTAN ÇIKAMAMIŞTI
Cengiz Ramazanoğlu gençken pazarda hamallık ettiği Pınar isimli bir hanımın Binbaaşı olan eşini ziyaret etmişti. Gittiğinde Binbaşı artık bir Tuğgeneral olarak karşısına çıkmış ve ameliyatın tıp öğrencileri tarafından değil hocaları tarafından yapılmasını sağlamıştı.
Çark dönüş yaptı. Ameliyat başarı ile tamamlanmış Ebru sağlığına kavuşmuştu. İstanbul’a tekrar döndüler. Taksi sayısı 7’ye çıktı. Artık şoförlerle uğraşmaktan bıkmıştılar. Kazalar, gece yarısı kapılan çalınmasının verdiği tedirginlikten taksiciliği bırakıp galericilik yapmaya karar vermişti.
DARICA İLE YOLLAR KESİŞTİ
İşler iyi gidiyordu. Bostancı’da, Suadiye’de, Göztepe’de evleri olmuştu. Ama hayat onu çok yormuştu. Oğlu İsmail Ramazanoğlu’nu Amerikaya’ya göndermiş ancak gönderdiğine pişman olup geri çağırmıştı. Kimseye de tavsiye etmiyor çocukalrın yurt dışına gönderilmesini. Dinlenmek istiyordu. Şöyle haftasonları İstanbul’a yakın bir noktada pikniğe gitmeye karar verdi. Önce Tuzla’ya gelmiş ama beğenmemişti. Ardından Darıca’ya geldi. Önce bir sitede iki villa aldı ama site hayatı onu mutlu etmedi. Tuzla Caddesi’nde ki yeri aldı. Ardından Piri Reis Mahallesi’ndeki arsayı. O arsa bugün bir malikane sınıfında.

ÇOCUKLARDA KURTULDU
Aslında Darıca’ya dinlenmeye gelmişti ama çocukları Cengizhan ve İsmail Ramazanoğlu ile birlikte hala Tuzla Caddesi’nde sigorta, galeri işi yapmaya devam ediyor. İki oğlu da ikişer fakülte okudu. Ebru bugün bir hakim eşi. 3 çocuğu var ve çok mutlu. Cengizhan Ramazanoğlu Darıca Ak Parti’de İcra Kurulu’nda sempatik genç bir siyasetçi.
Bir çiftlik ağasının oğlu olarak dünyaya gelen Ramazanoğlu sonrasında kızını ameliyat ettirecek para bulamayacak duruma geldi. Bugün malikanede yaşayan Darıca’nın sevilen bir tüccarı. Çocukları siyaset ve ticaret dünyasında sevilen saygı duyulan kişilikler…
Artık hayat sınavı başarı ile atlatılmıştı…

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
