Heybeliada Ruhban Okulu Tartışmaları Hakkında Kocaeli Aydınlar Ocağı’nın Basın Açıklaması
Heybeliada Ruhban Okulu Tartışmaları Hakkında Kocaeli Aydınlar Ocağı’nın Basın Açıklaması
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması yönündeki talepler, son yıllarda yalnızca dini özgürlük başlığı altında sunulmaya çalışılmaktadır.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması yönündeki talepler, son yıllarda yalnızca dini özgürlük başlığı altında sunulmaya çalışılmaktadır.
Oysa konu, sıradan bir eğitim meselesi değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim egemenliği, anayasal düzeni ve ulusal egemenlik anlayışıyla doğrudan bağlantılı stratejik bir meseledir. Türkiye Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren tüm yükseköğretim kurumları; YÖK sistemi, milli eğitim mevzuatı ve devlet denetimi içerisinde faaliyet göstermektedir. Tartışma konusu olan husus ise, Heybeliada Ruhban Okulu’nun geçmişte olduğu gibi özel ve ayrıcalıklı bir statüyle yeniden yapılandırılmak istenmesidir.
Kamuoyunda çoğu zaman bilinçli şekilde belirsiz bırakılan temel mesele şudur: Patrikhane çevreleri, Ruhban Okulu’nun klasik bir üniversite veya ilahiyat fakültesi modeli içinde değil; kendi dini hiyerarşisi ve uluslararası dini otorite anlayışı çerçevesinde faaliyet göstermesini talep etmektedir. Bu yaklaşım ise Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim egemenliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Hiçbir devlet, kendi anayasal eğitim sistemi dışında bağımsız bir dini yükseköğretim alanının oluşmasına kayıtsız kalamaz. Çünkü eğitim yalnızca akademik faaliyet değil; aynı zamanda kurumsal aidiyet, siyasi etki ve uluslararası nüfuz üretimidir.
Özellikle günümüzde “dini diplomasi”, devletler arası ilişkilerde giderek daha etkili bir araç hâline gelmiştir. Dini kurumlar üzerinden yürütülen uluslararası etki mekanizmaları, birçok ülkede doğrudan jeopolitik sonuçlar üretmektedir. Bu nedenle Heybeliada Ruhban Okulu meselesi yalnızca bireysel eğitim hakkı bağlamında değerlendirilemez. Türkiye Cumhuriyeti açısından temel mesele; herhangi bir dini yapının zaman içerisinde uluslararası siyasi statü iddialarına zemin oluşturabilecek özerk bir kurumsal alan elde etmesidir. Patrikhane’nin “ekümenik” niteliği etrafında uzun yıllardır sürdürülen uluslararası siyasi tartışmalar dikkate alındığında, Ruhban Okulu’nun bu tartışmalardan tamamen bağımsız olduğu iddiası gerçekçi değildir.
Ayrıca unutulmamalıdır ki; anayasal devlet düzenlerinde bireysel haklar mutlak ve sınırsız değildir. Kamu düzeni, milli egemenlik ve üniter devlet yapısının korunması, demokratik devletlerin meşru öncelikleri arasında yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin de kendi egemenlik alanı içerisinde bu hassasiyetleri gözetmesi doğal ve meşrudur.
Diğer taraftan, azınlık hakları ve dini özgürlükler konusunda Türkiye’ye yöneltilen taleplerin tek taraflı bir siyasi baskı aracına dönüştürülmesini de doğru bulmuyoruz. Batı Trakya Türklerinin kimlik, eğitim, vakıf malları ve kendi dini temsilcilerini belirleme konularında yıllardır karşı karşıya kaldığı sorunlar ortadayken, dini özgürlük söyleminin yalnızca Türkiye söz konusu olduğunda gündeme getirilmesi samimi ve adil değildir. Uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri, azınlık hakları konusunda karşılıklı hassasiyet, eşitlik ve tutarlılık gerektirir.
Kocaeli Aydınlar Ocağı olarak; dini özgürlüklerin hukuk devleti ilkesi içinde korunmasını savunurken, Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim egemenliğini tartışmalı hâle getirecek, anayasal düzen dışında özel statülü yapılar oluşturabilecek ve uluslararası siyasi müdahalelere açık yeni alanlar üretebilecek girişimlerin kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Kocaeli HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
