Kocaeli’nde 36 saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı
Kocaeli’nde 36 saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı
AKUT Arama Kurtarma Derneği, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünde, Türkiye’nin afetlere müdahale kapasitesini uluslararası standartlarda daha ileri bir seviyeye taşımak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.
AKUT Arama Kurtarma Derneği, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünde, Türkiye’nin afetlere müdahale kapasitesini uluslararası standartlarda daha ileri bir seviyeye taşımak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.
AKUT bu hedef doğrultusunda, 15–16 Ağustos 2026 tarihlerinde Kocaeli’nde, 6
ekipten 57 gönüllünün katılımıyla 17 Ağustos Anma Tatbikatı adını verdiği 4.
Seviye (Uluslararası) Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı gerçekleştirdi. İstanbul,
Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Tekirdağ ve Yarımada ekiplerinin katıldığı ve 36 saat
kesintisiz olarak planlanan tatbikatta AKUT’un geliştirmekte olduğu
uluslararası ağır sınıf Kentsel Arama ve Kurtarma (USAR) kapasitesinin
sahadaki karşılığı test edildi.
17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan büyük deprem, Türkiye’nin afet gerçeğini
tüm ağırlığıyla ortaya koyarken, AKUT için de arama kurtarma çalışmalarının,
gönüllülüğün ve kurumsal afet kapasitesinin ne kadar hayati olduğunu gösteren en
önemli dönüm noktalarından biri oldu. Aradan geçen 27 yılda AKUT, Türkiye’nin dört
bir yanında ve farklı coğrafyalarda edindiği deneyimlerle arama kurtarma kapasitesini
sürekli geliştirdi. AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat
Akbel, 17 Ağustos’un AKUT açısından yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda
bugünkü çalışmaların temelinde yer alan bir sorumluluk olduğunu belirterek, “17
Ağustos 1999, Türkiye’nin afetlere hazırlık konusunda hafızasına kazınmış en önemli
tarihlerden biri. AKUT’un tarihine baktığımızda da bu tarihin çok özel bir yeri
olduğunu görüyoruz. O günden bugüne geçen süreçte çok büyük afetler yaşadık, çok
sayıda insanımızın hayatına dokunduk ve sahada çok önemli tecrübeler edindik.
Ancak afetler değiştikçe, riskler büyüdükçe ve uluslararası müdahale standartları
geliştikçe bizim de kendimizi sürekli geliştirmemiz gerekiyor” dedi.
AKUT’un geçmişteki operasyonel kapasitesinin yalnızca gönüllü sayısıyla
ölçülemeyeceğini, yeni hedefin ise belirli uluslararası standartlar çerçevesinde
sürdürülebilir ve yüksek kapasiteli bir ekip yapısı oluşturmak olduğunu vurgulayan
Serhat Akbel, “AKUT, büyük afetlerde çok geniş gönüllü kadrolarıyla sahada görev
yaptı. Özellikle 6 Şubat depremlerinde 1.000’in üzerinde gönüllümüzle operasyonlara
katıldık. AFAD ile sahadaki en yüksek kapasiteli müdahale yapılarından biri olduk.
Ancak bugün üzerinde çalıştığımız yapı, sayıdan çok nitelik, sürdürülebilirlik ve
standardizasyon üzerine kurulu. Hedefimiz; uluslararası ağır sınıf USAR
standartlarında görev yapabilecek, kendi lojistiğini, personel devamlılığını, komuta-
kontrolünü ve teknik kapasitesini sürdürebilecek bir ekip yapısı oluşturmak” şeklinde
konuştu.
“17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri hazırlığın
ertelenemeyeceğidir”
Serhat Akbel, Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatın özellikle 17 Ağustos’un yıl
dönümüne denk gelmesinin güçlü bir anlam taşıdığını ifade eden Serhat Akbel, “17
Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri, afet hazırlığının afet olduktan
sonra değil, afet olmadan önce yapılması gerektiğidir. Bugün Kocaeli’nde
gerçekleştirdiğimiz bu tatbikatı da bu anlayışın bir parçası olarak görüyoruz. Bir
enkaza girdiğimiz anda ne yapacağımızı düşünmek yerine, aylar ve yıllar öncesinden
nasıl daha iyi bir ekip olabiliriz sorusunun cevabını arıyoruz” dedi. AKUT’un hedefinin
yalnızca kendi kapasitesini geliştirmek olmadığını, Türkiye’nin uluslararası afet
müdahale gücüne katkı sağlamak olduğunu da kaydeden Serhat Akbel, “Bizim
hedefimiz, gerektiğinde Türkiye içinde çok güçlü bir müdahale gerçekleştirebilmek ve
ihtiyaç olduğunda dünyanın herhangi bir noktasındaki büyük bir afete uluslararası
standartlarda destek verebilecek kapasiteye ulaşmak. Bunu bir sivil toplum kuruluşu
olarak gerçekleştirmek istiyoruz. Devletimizin afet yönetimindeki öncü ve koordinatör
rolünün yanında, güçlü, uzmanlaşmış ve uluslararası standartlarda çalışan sivil
toplum kapasitesinin de Türkiye’nin afet gücünü büyüteceğine inanıyoruz” diye
konuştu.
36 saat boyunca gerçek bir uluslararası operasyon senaryosu
Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatta ekipler, gerçek bir uluslararası afet
müdahalesine mümkün olduğunca yakın koşullarda çalıştı. Tatbikatta; arama, keşif,
teknik arama, kurtarma, medikal müdahale, enkaz güvenliği, haberleşme, lojistik, ekip
yönetimi ve operasyonel koordinasyon süreçleri aynı anda işletildi. Uzun süreli görev
koşullarında ise yalnızca kurtarma teknikleri değil; vardiya düzeni, personel
devamlılığı, kaynak yönetimi, bilgi akışı, komuta-kontrol, lojistik sürdürülebilirlik ve
değişen saha koşullarına uyum gibi başlıkların da önemli olduğu göz önünde
bulundurularak bu anlamda da değerlendirmeler yapıldı.
Hedef: 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon yapabilmek
AKUT, yürüttüğü hazırlık çalışmaları kapsamında afet bölgesinde 10 gün boyunca,
24 saat esasına göre operasyon sürdürebilecek bir uluslararası ağır sınıf ekip
kapasitesi oluşturmayı hedefliyor. Planlanan kapasiteyle ekibin aynı anda iki ayrı
enkaz sahasında kurtarma, iki ayrı enkaz sahasında ise arama, keşif ve
değerlendirme faaliyetlerini yürütebilecek insan gücü, teknik ekipman, lojistik ve
komuta-kontrol altyapısına sahip olması amaçlanıyor. Serhat Akbel, bu hedefin AKUT
açısından uzun soluklu bir dönüşüm anlamına geldiğini kaydederek,
“Burada ulaşmak istediğimiz nokta, afet bölgesine gidip kısa süreli bir operasyon
yapmak değil. Gittiğimiz yerde kendi kendine yetebilen, personelini ve kaynaklarını
yönetebilen, uzun süre görev yapabilen ve uluslararası standartlarda raporlama ve
koordinasyon gerçekleştirebilen bir yapı oluşturmak. Bu nedenle bugün yaptığımız
tatbikatı bir sonuç değil, bu uzun hazırlık sürecinin önemli kilometre taşlarından biri
olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.
Hedef 2027’deki INSARAG sınıflandırması
AKUT’un uluslararası ağır sınıf USAR kapasitesinin uluslararası düzeyde resmiyet
kazanması açısından en önemli aşamalardan biri, Kasım 2027’de gerçekleştirilmesi
planlanan INSARAG sınıflandırma sınavı olacak. Söz konusu sınavın başarıyla
tamamlanması halinde AKUT, uluslararası ağır sınıf USAR ekip statüsünü resmen
kazanmayı ve Türkiye’yi uluslararası afet müdahale kapasitesi açısından yeni bir
seviyede temsil etmeyi hedefliyor. Serhat Akbel, bu sürecin AKUT için olduğu kadar
Türkiye açısından da önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:
“2027’deki sınıflandırma sınavına yalnızca AKUT’un bir sınavı olarak bakmıyoruz. Bu,
Türkiye’nin sivil toplum alanındaki afet müdahale kapasitesinin uluslararası
standartlarda ortaya konulması açısından da önemli bir hedef. Biz bu sürecin
sonunda yalnızca AKUT adına değil, Türkiye adına da gurur verici bir sonuç elde
etmek istiyoruz. 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. O günün acısını unutmadan, o
günden öğrendiklerimizi geleceğe taşıyarak çalışmak zorundayız. Bizim için en
anlamlı anma biçimlerinden biri, yeni bir deprem olduğunda ‘keşke daha hazırlıklı
olsaydık’ dememek. Bunun yolu da bugün, afet yokken çalışmaktan, tatbikat
yapmaktan, standartlarımızı yükseltmekten ve kapasitemizi sürekli geliştirmekten
geçiyor.”
Afetlere hazır, yüksek müdahale kapasitesine sahip bir Türkiye
AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, “AKUT, afetlere hazır, yüksek
müdahale kabiliyetine sahip bir Türkiye hedefi doğrultusunda; devletin öncülüğü ve
koordinasyonu, milletin desteği ve Türkiye’nin güçlü yardımlaşma ve dayanışma
kültürüyle çalışmalarını sürdürüyor. Ulusal ve uluslararası kapasitemizi geliştirmeye,
gönüllülerinin bilgi ve becerilerini ileri seviyeye taşımaya ve Türkiye’nin afetlere karşı
daha dirençli hale gelmesine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi.
Tatbikatın temel amacının tek tek kurtarma tekniklerini uygulamanın ötesinde,
bütünlüklü bir USAR sisteminin sahada çalışabilirliğini sınamak olduğunu ifade eden
AKUT Tatbikatlar Birimi Sorumlusu Kaan Sabah ise, “Ağır sınıf bir USAR ekibi
oluşturmak, yalnızca daha fazla ekipman veya daha fazla personel bulundurmak
anlamına gelmiyor. Asıl mesele, tüm bu unsurların tek bir operasyonel sistem
içerisinde, uzun süre boyunca kesintisiz ve güvenli biçimde çalışabilmesi. Bu
tatbikatta da arama-kurtarma faaliyetlerinden lojistiğe, haberleşmeden komuta-
kontrole kadar bütün sistemi birlikte test ediyoruz” dedi. Eren Aşkın, 36 saatlik
kesintisiz senaryonun özellikle ekiplerin sürdürülebilirlik kapasitesini ölçmek
açısından önem taşıdığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Afetlerde ilk saatler bizler için çok önemli; ancak uluslararası ölçekte ağır sınıf bir
müdahale ekibinden beklenti, yalnızca ilk saatlerde değil, günler boyunca aynı
operasyonel disiplinle ve sürdürülebilirlikle çalışabilmesidir. Bu nedenle personel
rotasyonu, vardiya planlaması, ekipman ve kaynakların yönetimi, bilgi akışının
sürekliliği ve güvenli çalışma bizim için en az kurtarma faaliyetinin kendisi kadar
önemli. Tatbikatta bunların tamamını gerçekçi senaryolar üzerinden
değerlendiriyoruz.”

Kocaeli HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

