İZ BIRAKANLAR
Köşe Yazarı
İZ BIRAKANLAR
 

TÜRK TARİHÇİLİĞİ’NİN DİKENLİ BAHÇESİ “DİNLER TARİHİ” (II): PROF. DR. ŞABAN KUZGUN ÖRNEĞİ

            Bu yazı, dinler tarihi dosyamızın ikinci yazısı olup çok küçük yaşlardan itibaren çalışmalarını takip ettiğim, tanışma fırsatını bulamadığım için kendimi şanssız hissettiğim, tarihçiliğine ve akademik kimliğine her zaman öykündüğüm, bu topraklardan çıkan çok büyük bir değer olan kıymetli (rahmetli) Prof. Dr. Şaban Kuzgun Hocamız için kaleme aldığım bir ahde vefa yazısıdır.             Şaban Kuzgun, dinler tarihi araştırmalarının öncülerinden olduğu gibi alışılmış teorik araştırmaların ötesine geçti. Dinler tarihi araştırmalarına multi-disipliner bir soluk getirdi. Kuzgun’un çalışmaları kadar hayat hikayesi de farklıydı.  1950 yılında Samsun' un Çarşamba ilçesinin Akçatarla Köyü'nde doğdu. Bu köy, Türk ve Çerkez nüfusundan oluşmaktaydı. Kendisi de Çerkez kökenliydi. Baba adı Mecit, anne adı Hafize’ydi. Köy halkı tarafından saygı duyulan bir aileye mensuptu. İlkokulu Kızılot Köyü'nde tamamladı. Daha sonraki süreçte eğitim hayatını dışarıdan sürdürdü. Bu süreçte iyi bir dini eğitim aldı. İslami bilimlerle ilgilendi, Arapçasını geliştirdi ve hafız oldu.  Farklı yerlerde din görevlisi olarak bulundu. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladı. Ankara İlahiyat Fakültesi'nde okuduğu dönemde bir taraftan imamlık yaparken diğer taraftan öğrencilik hayatına devam etmekteydi. Üniversiteden mezun olduktan sonra kısa bir süre öğretmenlik yaptı. Akademik çalışmalarına Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde devam etti. Burada Prof. Dr. Hikmet Tanyu’nun yanında dinler tarihi asistanı olarak göreve başladı. Hikmet Tanyu'nun danışmanlığında ‘Hazarların Yahudileşmesi ve Karaî İnancı Üzerine Bir Araştırma’ konulu doktora tezini kapsamlı bir araştırmayla tamamladı ve dinler tarihi doktoru oldu.             Akademik çalışmalarına sırasıyla Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü ve Erciyes Üniversitesi’nde devam etti. 1982 yılında yardımcı doçent oldu. 1985 yılında “İslam Kaynaklarına Göre Hz. İbrahim ve Haniflik” adlı teziyle Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı’nda doçent oldu. 1988-1989 yılları arasında Kuveyt’e gitti. Kısa bir süre Kuveyt Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı. Daha sonra Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki görevine geri döndü.             Prof. Dr. Şaban Kuzgun, 1991 yılında İstanbul’da Metinler Matbaası’nda yayımlanan “Hristiyan Batı Kültürünün Ana Kaynağı Kitab-ı Mukaddes’in Kutsallığı Üzerine Dört İncil Yazılması Derlenmesi Muhtevası Farklılıkları ve Çelişkileri” adlı eseriyle ilk kez Türkiye gündemine geldi. Türkiye’de misyonerler dahil olmak üzere Hristiyan gruplar, eserin akademik amaçlardan çok apolojik özellikler taşıyan bir eser olduğunu iddia ettiler. Onların bu iddiasına destek verenler arasında bazı ilahiyatçılar da vardı. Bu iddialara karşılık Genel Kurmay Başkanlığı, eserin Milli Güvenlik Kurulu’ndan incelenmesini talep etti. Bu talep sonucunda oluşturulan akademisyenler kurulu, kitabın bilimsel metotlara uygun olarak hazırlanan ilmi bir eser olduğu yönünde rapor verdi. Bu raporun dışında Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından yapılan incelemede kitabın lise ve dengi okullarda misyonerlik faaliyetlerine karşı okutulacak kitap olarak belirlendi. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı ve Yüksek Din İşleri Kurulu kitabı inceledi. Bu inceleme sonucunda DİB ve TDV’ye bağlı kitapevlerinde kitabın satışına müsaade edildi. Şaban Kuzgun, bu çalışmasıyla uzun süre Türkiye’nin gündeminde kaldı ve eleştiri oklarını üzerine çekti.               Kuzgun, 1994 yılında Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin kurucu dekanı oldu. 1994-1999 yılları arasında Fırat Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi bünyesindeki İlahiyat Fakülteleri’nde, Fen-Edebiyat Fakülteleri’nde çeşitli dersler verdi. Bu süre içerisinde bilirkişi ve uzman olarak Dışişleri Bakanlığı tarafından kurulan heyetlerde görev yaptı. 1996 yılında resmi görevle İran’a giden heyetin arasında bulundu. 1997 yılında Türkiye-İsrail Antlaşması’nı hazırlayan heyet arasında yer aldı.             18 Nisan 1999 tarihinde düzenlenen genel seçimlerde Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığı görevinden istifa ederek Doğru Yol Partisi (DYP) Samsun Milletvekili Adayı oldu. Dördüncü sıradan aday olan Kuzgun, milletvekili seçilemedi. 2000 yılında Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki görevine geri döndü. Fakülteye Dinler Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak devam etti. Dinler arası diyalogun gündeme dönemde bu projenin emperyalist devletler tarafından ortaya atılan bir proje olduğunu savundu. Aynı dönemde üniversitelere başörtülü öğrencilerin alınmaması uygulaması da yeni başlamıştı ve o bu karara karşı çıkıyordu. Şaban Kuzgun, 14 Mayıs 2000 tarihinde Şanlıurfa’da katıldığı Dinler Arası Diyalog Sempozyumu’ndan dönerken Kayseri yakınlarında geçirdiği trafik kazasıyla vefat etti, vefatının ardından memleketine defnedildi.             İyi derecede İngilizce, Arapça, Çerkezce, orta derecede İbranice ve Farsça bilen Prof. Dr. Şaban Kuzgun, 1994-2000 yılları arasında “Türkiye’nin İnanç Coğrafyası” adında bir çalışma başlatmıştı. Kuzgun, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinden, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yer alan şehirlerinin sosyo-kültürel yapısını ve inanç özelliklerinin incelenmesini istemişti. Bu kapsamda yüksek lisans ve doktora öğrencileri tarafından 20’ye yakın şehir incelendi ve bunlar doğrudan yüksek lisans-doktora tezi olarak yayımlandı. Bu çalışmalar, teolojik özellikler taşıdığı gibi etno-politik özellikler de taşımaktaydı. Bu nedenle Şaban Hoca başta olmak üzere diğer akademisyenler ve projede yer alan öğrencileri “fişleme” yapmakla suçlandılar. Prof. Dr. Şaban Kuzgun elim bir trafik kazasıyla hayatını kaybedince bu proje de yarım kaldı. Bu trafik kazası sıradan bir trafik kazası olarak görüldü ve üstüne gidilmedi. Kuzgun Hoca’nın kaderi de “ağabeyim” ve “hocam” dediği Prof. Dr. Günay Tümer ile aynı oldu. (Allah ikisine de rahmet eylesin.) Kuzgun Hoca, hiçbir zaman unutulmadı. Onun tarafından kaleme alınan eserler Türkiye’de dinler tarihi alanında en çok okunan eserler arasına girdi. O, dinler tarihi araştırmalarının öncü isimlerinden birisi olarak yakın tarihimizde unutulmaz bir yer edindi. KAYNAKÇA Ruşen Çakır, “Bilimsel Fişleme”, Vatan Gazetesi, 26 Ağustos 2004. Osman Cilacı, “Arkadaşım Şaban Kuzgun”, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, Sayı: 5, Elâzığ, 2000, s. XXV-XXVI. Şaban Kuzgun, Dinler Tarihi, Bilge Kültür-Sanat Yayınları, İstanbul, 2019. Şaban Kuzgun, Dört İncil Yazılması Derlenmesi Muhtevası Farklılıkları Ve Çelişkileri, Ankara, Bilge Kültür-Sanat Yayınları, İstanbul, 2020.   Şaban Kuzgun, İslâm Kaynaklarına Göre Hz. İbrahim ve Haniflik, Bilge Kültür-Sanat Yayınları, İstanbul, 2015. Şaban Kuzgun, Türklerde Yahudilik ve Doğu Avrupa Yahudilerinin Menşei Meselesi Hazar ve Karay Türkleri, Bilge Kültür-Sanat Yayınları, İstanbul, 2015. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/giris.jsp http://www.gazetevatan.com/bilimsel-fisleme--2--34589-gundem/
Ekleme Tarihi: 14 Eylül 2021 - Salı

TÜRK TARİHÇİLİĞİ’NİN DİKENLİ BAHÇESİ “DİNLER TARİHİ” (II): PROF. DR. ŞABAN KUZGUN ÖRNEĞİ

            Bu yazı, dinler tarihi dosyamızın ikinci yazısı olup çok küçük yaşlardan itibaren çalışmalarını takip ettiğim, tanışma fırsatını bulamadığım için kendimi şanssız hissettiğim, tarihçiliğine ve akademik kimliğine her zaman öykündüğüm, bu topraklardan çıkan çok büyük bir değer olan kıymetli (rahmetli) Prof. Dr. Şaban Kuzgun Hocamız için kaleme aldığım bir ahde vefa yazısıdır.

            Şaban Kuzgun, dinler tarihi araştırmalarının öncülerinden olduğu gibi alışılmış teorik araştırmaların ötesine geçti. Dinler tarihi araştırmalarına multi-disipliner bir soluk getirdi. Kuzgun’un çalışmaları kadar hayat hikayesi de farklıydı.  1950 yılında Samsun' un Çarşamba ilçesinin Akçatarla Köyü'nde doğdu. Bu köy, Türk ve Çerkez nüfusundan oluşmaktaydı. Kendisi de Çerkez kökenliydi. Baba adı Mecit, anne adı Hafize’ydi. Köy halkı tarafından saygı duyulan bir aileye mensuptu. İlkokulu Kızılot Köyü'nde tamamladı. Daha sonraki süreçte eğitim hayatını dışarıdan sürdürdü. Bu süreçte iyi bir dini eğitim aldı. İslami bilimlerle ilgilendi, Arapçasını geliştirdi ve hafız oldu.  Farklı yerlerde din görevlisi olarak bulundu. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladı. Ankara İlahiyat Fakültesi'nde okuduğu dönemde bir taraftan imamlık yaparken diğer taraftan öğrencilik hayatına devam etmekteydi. Üniversiteden mezun olduktan sonra kısa bir süre öğretmenlik yaptı. Akademik çalışmalarına Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde devam etti. Burada Prof. Dr. Hikmet Tanyu’nun yanında dinler tarihi asistanı olarak göreve başladı. Hikmet Tanyu'nun danışmanlığında ‘Hazarların Yahudileşmesi ve Karaî İnancı Üzerine Bir Araştırma’ konulu doktora tezini kapsamlı bir araştırmayla tamamladı ve dinler tarihi doktoru oldu.

            Akademik çalışmalarına sırasıyla Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü ve Erciyes Üniversitesi’nde devam etti. 1982 yılında yardımcı doçent oldu. 1985 yılında “İslam Kaynaklarına Göre Hz. İbrahim ve Haniflik” adlı teziyle Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı’nda doçent oldu. 1988-1989 yılları arasında Kuveyt’e gitti. Kısa bir süre Kuveyt Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı. Daha sonra Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki görevine geri döndü.

            Prof. Dr. Şaban Kuzgun, 1991 yılında İstanbul’da Metinler Matbaası’nda yayımlanan “Hristiyan Batı Kültürünün Ana Kaynağı Kitab-ı Mukaddes’in Kutsallığı Üzerine Dört İncil Yazılması Derlenmesi Muhtevası Farklılıkları ve Çelişkileri” adlı eseriyle ilk kez Türkiye gündemine geldi. Türkiye’de misyonerler dahil olmak üzere Hristiyan gruplar, eserin akademik amaçlardan çok apolojik özellikler taşıyan bir eser olduğunu iddia ettiler. Onların bu iddiasına destek verenler arasında bazı ilahiyatçılar da vardı. Bu iddialara karşılık Genel Kurmay Başkanlığı, eserin Milli Güvenlik Kurulu’ndan incelenmesini talep etti. Bu talep sonucunda oluşturulan akademisyenler kurulu, kitabın bilimsel metotlara uygun olarak hazırlanan ilmi bir eser olduğu yönünde rapor verdi. Bu raporun dışında Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından yapılan incelemede kitabın lise ve dengi okullarda misyonerlik faaliyetlerine karşı okutulacak kitap olarak belirlendi. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı ve Yüksek Din İşleri Kurulu kitabı inceledi. Bu inceleme sonucunda DİB ve TDV’ye bağlı kitapevlerinde kitabın satışına müsaade edildi. Şaban Kuzgun, bu çalışmasıyla uzun süre Türkiye’nin gündeminde kaldı ve eleştiri oklarını üzerine çekti.  

            Kuzgun, 1994 yılında Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin kurucu dekanı oldu. 1994-1999 yılları arasında Fırat Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi bünyesindeki İlahiyat Fakülteleri’nde, Fen-Edebiyat Fakülteleri’nde çeşitli dersler verdi. Bu süre içerisinde bilirkişi ve uzman olarak Dışişleri Bakanlığı tarafından kurulan heyetlerde görev yaptı. 1996 yılında resmi görevle İran’a giden heyetin arasında bulundu. 1997 yılında Türkiye-İsrail Antlaşması’nı hazırlayan heyet arasında yer aldı.

            18 Nisan 1999 tarihinde düzenlenen genel seçimlerde Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığı görevinden istifa ederek Doğru Yol Partisi (DYP) Samsun Milletvekili Adayı oldu. Dördüncü sıradan aday olan Kuzgun, milletvekili seçilemedi. 2000 yılında Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki görevine geri döndü. Fakülteye Dinler Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak devam etti. Dinler arası diyalogun gündeme dönemde bu projenin emperyalist devletler tarafından ortaya atılan bir proje olduğunu savundu. Aynı dönemde üniversitelere başörtülü öğrencilerin alınmaması uygulaması da yeni başlamıştı ve o bu karara karşı çıkıyordu. Şaban Kuzgun, 14 Mayıs 2000 tarihinde Şanlıurfa’da katıldığı Dinler Arası Diyalog Sempozyumu’ndan dönerken Kayseri yakınlarında geçirdiği trafik kazasıyla vefat etti, vefatının ardından memleketine defnedildi.

            İyi derecede İngilizce, Arapça, Çerkezce, orta derecede İbranice ve Farsça bilen Prof. Dr. Şaban Kuzgun, 1994-2000 yılları arasında “Türkiye’nin İnanç Coğrafyası” adında bir çalışma başlatmıştı. Kuzgun, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinden, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yer alan şehirlerinin sosyo-kültürel yapısını ve inanç özelliklerinin incelenmesini istemişti. Bu kapsamda yüksek lisans ve doktora öğrencileri tarafından 20’ye yakın şehir incelendi ve bunlar doğrudan yüksek lisans-doktora tezi olarak yayımlandı. Bu çalışmalar, teolojik özellikler taşıdığı gibi etno-politik özellikler de taşımaktaydı. Bu nedenle Şaban Hoca başta olmak üzere diğer akademisyenler ve projede yer alan öğrencileri “fişleme” yapmakla suçlandılar. Prof. Dr. Şaban Kuzgun elim bir trafik kazasıyla hayatını kaybedince bu proje de yarım kaldı. Bu trafik kazası sıradan bir trafik kazası olarak görüldü ve üstüne gidilmedi. Kuzgun Hoca’nın kaderi de “ağabeyim” ve “hocam” dediği Prof. Dr. Günay Tümer ile aynı oldu. (Allah ikisine de rahmet eylesin.) Kuzgun Hoca, hiçbir zaman unutulmadı. Onun tarafından kaleme alınan eserler Türkiye’de dinler tarihi alanında en çok okunan eserler arasına girdi. O, dinler tarihi araştırmalarının öncü isimlerinden birisi olarak yakın tarihimizde unutulmaz bir yer edindi.

KAYNAKÇA

Ruşen Çakır, “Bilimsel Fişleme”, Vatan Gazetesi, 26 Ağustos 2004.

Osman Cilacı, “Arkadaşım Şaban Kuzgun”, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, Sayı: 5, Elâzığ, 2000, s. XXV-XXVI.

Şaban Kuzgun, Dinler Tarihi, Bilge Kültür-Sanat Yayınları, İstanbul, 2019.

Şaban Kuzgun, Dört İncil Yazılması Derlenmesi Muhtevası Farklılıkları Ve Çelişkileri, Ankara, Bilge Kültür-Sanat Yayınları, İstanbul, 2020.  

Şaban Kuzgun, İslâm Kaynaklarına Göre Hz. İbrahim ve Haniflik, Bilge Kültür-Sanat Yayınları, İstanbul, 2015.

Şaban Kuzgun, Türklerde Yahudilik ve Doğu Avrupa Yahudilerinin Menşei Meselesi Hazar ve Karay Türkleri, Bilge Kültür-Sanat Yayınları, İstanbul, 2015.

https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/giris.jsp

http://www.gazetevatan.com/bilimsel-fisleme--2--34589-gundem/

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve hedefgazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.